Cennet Yüzer Cankılıç

Bu raporda yazılanlara kim yanlış diyebilir ki?

14 Aralık 2019 Cumartesi, 00:26

Bu raporda yazılanlara kim yanlış diyebilir ki?

Eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu partisini kurdu, sırada eski bakanlardan Ali Babacan var. Son birkaç gündür basında da öncelikli olarak yer alıyor. AK Parti'den bu kopuşları önlemek amacıyla partinin akil adamlarından oluşan 14 kişilik heyetin kısa süre önce ilk olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, ardından Ahmet Davutoğlu'nu ve Ali Babacan'ı ziyaret ederek görüştükleri Ankara kulislerinde konuşuluyor.

Heyetin içinde Bursa'dan bir önceki dönem milletvekili olan ve eski bakanlardan Mehmet Müezzinoğlu ile Teşkilat eski Başkanı Ekrem Erdem başta olmak üzere Ahmet Albayrak, Feyzullah Kıyıklık, Harun Karaca, Hasan Basri Yıldız, İdris Güllüce, İsmail Erdem, İsrafil Kışla, Kemal Çiftçioğlu, Nuri Albayrak, Osman Develioğlu, Osman Kaan, Ünal Kacır var.

Partiden kopan isimleri ikna etmek amacıyla kimilerine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bilgisi dahilinde, kimilerine göre de kendiliklerinden harekete geçen bu ekibin görüşmeleri sadece Ankara kulislerinde değil, Bursa kulislerinde de yankılanıyor. Ve heyetin yaş ortalaması ile tecrübesi dikkate alındığından olsa gerek "AK Sakallılar yine iş başında" diye anılıyor.

Gerek Ekrem Erdem gerekse eski bakan Mehmet Müezzinoğlu, Bursa teşkilatlarınca da yakından bilenen, tanınan ve halen diyalog içinde olunan partinin emektarlarından.

Hatta ak sakallı ekibin içinde Eski Başbakan Yardımcılarından, partinin abisi olarak bilinen, Bursa eski milletvekillerinden Bülent Arınç'ın da olduğu söyleniyor.

Dün Hürriyet'ten Hande Fırat'ta yazdı. Ekip Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşmeleri sırasında partinin içinde bulunduğu duruma yönelik eleştiri ve önerilerin yer aldığı bir rapor da sunmuş.

Raporda dikkat çeken şu maddeler var:

- Teşkilatların yenilenmesinde ehliyet ve liyakat kalktı, gruplaşma ve adam kayırma kalitede kayıplara neden oldu.

- Belediye başkanlarımızın istifa ettirilerek görevden uzaklaştırılmaları aleyhimize gelişmiştir.

- Lüks ve israf iddiaları seçimlerde aleyhimize olmuştur.

- Belediye başkanları, meclis üyeleri ve kamu görevlileri halktan kopuk olmamalıdır.

- Medyadaki tekelleşme ve taraflı yayınlar aleyhimizde gelişmektedir.

- Sosyal medyada AK Parti taraftarı görünerek saldırgan yayınlar yapan eylemlerden kaçınılmalı.

- Siyaset dilinin yumuşatılması lehimize olacaktır.

- Parti yeni dönemde "ötekileştirmeyen, yumuşak ve kuşatıcı bir dil" kullanmalı.

Belirtmeliyim ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a iletilen eleştiri ve önerilerin hepsi doğru ve yerinde tespitler. AK Parti'nin içinde son bir yıldır, davaya gönül vermiş aklıselim partililer tarafından (tabii sosyal medya trolculeri ile saldırgan yayınlar yapan sözüm ona AK Partililer ve Ak Parti'den nemalanan rantiyecilerin dışında, çünkü onlar kraldan çok kralcıdır) her ortamda zaten dillendiriliyor. Bu ve daha fazlasının raporlar halinde Ankara'ya gönderildiğini de biliyorum. Lakin bunları dillendiren ve yazanların muhalif olarak lince tabi tutulduğunu da...

Ama ak sakallılar tarafından Cumhurbaşkanı'na doğrudan iletilmesi önemli bir gelişme.

ESKİ İLÇE BAŞKANI NEDEN İSTİFA ETTİ?

Dün Ahmet Davutoğlu'nun kameralar karşısında partisinin kuruluş duyurusunu yaptığı saatlerde Nilüfer eski ilçe Başkanı Alpaslan Yıldız da sosyal paylaşım hesabından, "2004 yılından itibaren üyesi bulunduğum ve gönüllü bir nefer olarak çalıştım, mücadele ettiğim AK Parti'den inandığım değerler doğrultusunda istifa etmiş bulunuyorum" açıklaması yaptı.

Bir anda siyasi kulislerde "Davutoğlu'nun partisine gidiyor" iddialarının yankılandığı Alpaslan Yıldız'ı aradım ve "Neden?" diye sordum.

Tüm samimiyetiyle dedi ki:

"Siyaset yapma imkanımın ve ortamının kalmadığını üzülerek görmüş bulunuyorum. Hakikaten çok üzgün ve kırgınım."

"Davutoğlu'nun partisine mi gidiyorsunuz?" soruma da "İnanın başka siyasi partiye geçmek için istifa etmedim. Açıklamamı çok iyi okuduysanız satır aralarından anlamışsınızdır. Kırgın bir insan olarak ayrılıyorum" dedi.

Zamanlamayı da sordum: "Neden bugün?"

Cevabı da "İnsan bir kere gitme kararı vermişse ha bugün ha yarın ne önemi var?" oldu.

Ve son olarak da şöyle bir imada bulundu:

"Varlığımızı fark etmeyenlerin bugün yokluğumuzda aramaları da düşündürücü..."

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar