Cennet Yüzer Cankılıç

Hukuk sistemimiz 'kadın'a karşı eylemlerde yetersiz!..

21 Temmuz 2020 Salı, 19:15

Gün geçmiyor ki, kadına karşı şiddet, tecavüz ve öldürme olaylarıyla karşılaşmayalım. Daha HDP cephesinde, TBMM'de görev alan 2 milletvekilinden birinin eşini dövmesi, diğerinin de bir anneye tecavüz iddiasının yarattığı siyasi gerginlik hararetini korurken, 27 yaşında gencecik bir kızımızın eski sevgilisi tarafından hunharca öldürülmesi haberiyle bir kere daha can evimizden vurulduk.

Bir kadın olarak değil, bir insan olarak dahi bu tür haberleri duymak utanç verici. Artık her kadına ve çocuğa yönelik şiddet, öldürme, cinsel istismar haberleriyle yıkıldığımızı, vurulduğumuzu söylemekten, yazmaktan bıktık. Ama ruh hastası erkekler, karısına, kızına, bacısına, hatta anasına, sevgilisine, kız arkadaşına el kaldırmaktan bıkmadı, bu gidişle de bıkmayacak.

Çünkü başta yasalarımız olmak üzere erkek egemen toplum olarak eğitim sistemimiz ile törelerimiz "buna müsait."

Hadi eğitim sistemimiz ile töreleri bir anda değiştirmemiz mümkün değil ama ya peki, yasalarımızı?

Ne acıdır ki, yasalarımızda kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri tanımlaması yok. Bunun yerine darp, adam öldürme gibi genel bir tanımlama var.

Oysa yapılacak bir düzenleme ile bu ülkede kadınlarımızı, kızlarımızı ölümden kurtarabilir, çocuklarımızı istismardan koruyabiliriz.

Yıllardır ülke olarak, toplum olarak bu acıları hep yaşıyoruz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da ile eşi Emine Erdoğan'ın da kadına yönelik her türlü ayrımcılık ile şiddet içeren eylemlerin karşısında olduğunu ve iktidar partisi olarak bu yönde politikaların gelişmesine öncülük ettiğini biliyoruz.

Ama ne var ki, AK Parti hükümetleri ile yasama organı olan TBMM kadına yönelik şiddet, öldürme vb. eylemleri içeren tanımlanmış ceza müeyyidelerini yasa olarak hukuk sistemimize sokamadı.

Hatta, en üzüntü verici olanı da, son dönemde eşine, sevgilisine, kız arkadaşına karşı darp, öldürme gibi eylemler ile çocuk istismarında bulunanların genelinin bir süre önce af yasasından yararlanarak dışarıya çıkan ve daha önce de bu suçları işlemiş olan tutuklu ve hükümlüler olduğunu görüyoruz...

ORHANGAZİLİ MESLEKDAŞIM MUHARREM'İN FARKLILIĞI!..

Orhangazili gazeteci kardeşim, can dostum Muharrem Değirmen'i gıpta ile takip ediyorum. Gazeteci olarak hem haber peşinde koşacaksın, hem günlük yazılar yazacaksın hem de yazar sıfatınla yaşadığın kentin tarihini, iz bırakan önemli şahsiyetlerini, insanını, değerlerini, tarihi dönüm noktalarını belgeleriyle anlatan kalıcı eserler bırakacaksın.

Velhasılı zorun ötesi bir iş. Kendi adıma belirtmeliyim ki günlük köşe yazımı dahi en az 3-4 saati geçen sürede toplamakta zorlanırken, Muharrem kardeşim genç yaşında onlarca kitap yazarak, Orhangazi'nin kent kültürünün gelişimine katkı koydu ve koymaya devam ediyor.

Son olarak benim bildiğim Orhangazi'nin kurtuluş tarihini kitaplaştırdı, ardından Milli Mücadele yıllarında Orhangazi fotoğraf sergisini izlenime sundu, şimdi de üzerinde 4 yıl büyük titizlikle çalıştığı "Önce Vatan Dediler" adlı Orhangazili şehitlerin hayatını konu alan kitabını tam da 15 Temmuz'un 4. yıl dönümünde okurlarıyla buluşturması da gerçekten çok anlamlı idi.

Değirmen, son çıkardığı yeni kitabında Çanakkale Savaşı'ndan Kurtuluş Savaşı'na, terör eylemlerinden, darbe dönemlerine kadar bu vatan için şehit olmuş Orhangazi'nin kahraman evlatlarını anlatıyor. Kitabının tanıtımını Öğretmenevi'nde yapan Muharrem kardeşimizin bu mutlu ve onurlu gününde sosyal medyadan takip ettim, başta şehit aileleri, dernekleri ve Belediye Başkanı Bekir Aydın olmak üzere kentin idari yöneticileri ile tanınmış simaları yalnız bırakmamış.

Kendisini kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar