Davut Doğru

Böbürlenme Padişahım senden büyük Allah var!

10 Aralık 2019 Salı, 14:12

Emekliliğimin şu en güzel dönemlerinde beni yeniden Bursa matbuatına kazandıran genç gazeteci kardeşim bugün yine çaldırdı telefonumu... Ben her ne kadar daha evvel kaleme aldığım yazılarda bu telefonlardan rahatsız olduğumu ima etmiş olsam da aslında durum hiç de öyle değil. Aksine insan bu yaşlara gelince gözü bir yandan kapıda, diğer yandan telefonda oluyor. İster istemez geçmişin esaslı bir muhasebesine girişiyorsunuz. Ansızın gelen bir telefon, uzun zamandır duymadığınız bir ses sizi karanlık dehlizlere düşmekten alıkoyuyor. Bu defa da öyle oldu.

"Ağabey" dedi, bizim yeni yetme gazeteci, "5 gündür yazmıyorsun, okuyucuların soruyor, 'Davut Bey, kendini fazla özletmesin, lütfen daha sık yazsın' diyorlar."

"Ne güzel" diye mırıldandım kendi kendime, "Demek ki bu memlekette hâlâ okuyan insanlar var."

Böbürlendim tabii...

"Eee, evladım" dedim, "Okumak güzeldir, doğruyu okumak daha da güzeldir."

Ben de okuyorum tabii. Bazen gülüp neşelenerek, bazen kızıp endişelenerek... Mesela dün dijital mevkûtemiz enbursa'da Esat Kaplan'ın yazısını okurken, Bursa adına bir defa daha kaygı duydum.

(O yazıyı okumak isteyenler için arkadaşlar buraya link vereceklermiş, ne demekse!..)

Bursa'da öteden beri değişmeyen bir gelenektir. Herhangi biri kilit bir noktaya geldi mi birkaç allı pullu söz ezberler: Bursa bizim kıymetlimizdir, Bursa bizim için önemlidir, biz Bursa için varız, Bursa olmasa bir hiçiz, Bursa büyürse... Bursa, Bursa, Bursa....

Bu sözler elbette güzeldir, doğrudur. Doğrudur da, amma velakin gereği hiç yerine getirilmediği gibi sıra icraate gelince "Ben bu kıymetin neresinden tırtıklarım" mevzuuna döner iş... Maalesef bu da Bursa'da adeta değişmeyen bir gelenek halini almıştır!

Ne diyorduk?..

Bursa, Bursa, Bursa... Bursa bizim evimiz, hedefimiz ortak, paydamız ortak, biz bir aileyiz vs... vs... vs... Evet, Bursa büyük bir sülale, bu sülalenin içinde sanayi ailesi var, esnaf ailesi var, işçi ailesi var, memur ailesi var, var oğlu var...

Gelgelelim bu sülale içinde bir değil, birden çok mesele varmış! Bazıları diğerlerini çekemiyormuş. Ağızlarından Bursa, büyümek, farkındalık gibi vitrin sözleri hiç eksik etmeyenler, paçalarından akan kibirleriyle, ta fezaya ulaşan egolarıyla Bursa'nın başka kurumları yokmuş gibi davranıyorlarmış.

Eski tüfek bazı Bursalılarla da görüştüm. Var olan durumun herkes farkındaymış ve herkes "Artık yeter, bu kadarı da fazla!" diyormuş. Memlekette öyle işler oluyormuş ki artık siyaset kurumu bile iktidarı ve muhalefetiyle aynı görüşte birleşiyor, esnafı da sanayicisi de aynı rahatsızlıklardan dem vuruyirmus.

Şimdi gelelim o malum geceye... Bursa'nın ekonomi oskarlarının dağıtıldığı törene... Ödül alanlar içinde benim en çok dikkatimi celbeden isim Bursaspor'a küme düşüren Başkan unvanını hayatı boyunca alnında taşıyacak olan Sayın Ali Ay... Ali Ay, 7 kategori içinden birinde ödül almış. Hangisi mi? Gelir Vergisi rekortmenleri kategorisinde. Yani kendileri rekortmen olacak derecede gelire sahipken, ısrarla başında kalmaya devam ettiği Bursaspor'un hali pür melali malum!..

Tabii Sayın Ay'ın başkan olması süreci ve o süreçte Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) gözle görülen desteğini de hatırlatmak lazım. Allah aşkına ne değişti? Şehir aynı şehir, kulüp aynı kulüp. Alt kümede mücadele ediyor diye mi, yoksa başında Ali Ay yok diye mi BTSO'nun Bursaspor'a mesafe koyması?

Yine o gece duyduk ki oturma düzeni de fiyaskoymuş. Yıllarca bu şehre katkı sağlayan, ekonomisine can veren isimler ya görmezden gelinmiş ya da görülmesinler diye arka masalara dağıtılmış. "Vefa"nın sadece bir semt ismi olduğu bir kez daha görülmüş. Elbette bu durum da bizim eski tüfekleri incitmiş, küstürmüş ve hatta kızdırmış. Ta muhabirlik dönemlerimden tanıdığım biri vardı ki "En sonunda kolları sıvatacaklar, çizmeleri çektirecekler bana" diyecek kadar öfkeliydi. "Ah ah" dedi, "Keşke seçim vakti olsaydı..."

Velhasılı kelam, bu şehrin ortay payda kuruluşu olmakla övünen, Türkiye'yi büyüteceği iddiasındaki bir kurum her attığı adımda yalpalıyor, karnesine her geçen gün bir eksi daha yazılıyor. Durum böyleyken Bursa markası üzerinden kimse kimseye maval okumasın. Kim sessiz kalıyorsa bu şehre ve bu kuruma saygısından sessiz kalıyor. Ama şunu da herkes biliyor:

Seçim sandıkları neler gördü neler!...

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar