Davut Doğru

Bursa'daki hakim anlayış: Baş ol da soğan başı ol!

24 Aralık 2019 Salı, 15:11

Efendim, daha önceki yazılarımdan birinde arz etmiştim: Amerikan gavurunun Twitter denen icadı beni hiç sarmazken, Facebook'taki çiçek böcek paylaşımları pek bir dikkatimi çekmektedir. Malumunuz, bendeniz emekli bir muharrir olduğumdan vakit zenginiyim. Dolayısıyla o zenginliği Facebook'ta har vurup harman savurmaktayım. Ve yine malumunuz, yaz kış sayfiyede kalmayı tercih ettiğimden Bursa'yı da Facebook'tan temaşa etmekteyim.

Geçenlerde Facebook'taki Heykel-Postane hattında turlarken, karşıma çıkan siyah beyaz Bursa fotoğraflarıyla gözlerim buğulandı, eski günlere daldım gittim. Daldım gittim, ama manyetolu telefon melodisiyle çalan akıllı telefonum beni kendime getirmeyi bildi.

Arayan Bursa'dan eski bir dosttu. Selam kelam faslından sonra söz elbette Bursa'ya geldi. Arkadaşım yakındıkça yakındı:

"Yahu, bitirdiler Bursa'yı bitirdiler. Böyle bir basiretsizlik, ben ömrü hayatımda görmedim!.."

"Eeee" dedim, "Kardeşim, ben sana seneler önce söylemiştim. Burası Bursa çukuru demiştim de pek bir gönül koymuştun. Ne oldu şimdi?"

Anlatmaya devam etti bizim eski dost:

"Ağabey, mesele bir değil bin... İktisadi durum malum. Elde avuçta yok. Bursa'nın belediyeleri de aynı, medarı iftiharımız Bursaspor da aynı..."

"Bak" dedim, "Mesele paraysa ondan bende de yok!"

Gülüştük tabii... Gülüştük ama ahbabım gayet ciddi devam etti:

"Ağabey, 31 Mart'ta iktidar sadece Bursa'yı kazandı. Seneler sonra artık Ankara, Bursa'yı görür, diye düşündük, ama nerede? Laf ola beri gele. Müjde üstüne müjde var. Ankara yağmıyor, sadece gürlüyor. Bursa'ya bakışları da gayet net: Koskoca Bursa parayı bulamıyorsa biz nereden bulacağız?"

"Bak arkadaş" dedim bizimkine "Adamlar doğru söylüyor, para Bursa'da yoksa hiçbir yerde yoktur. Mesele parayı ortaya çıkarmaktır. Para eskiden de yoktu, ama maharetliysen olmayanı oldurur, neticeye varırsın. Para İstiklal Harbi'nde de yoktu..."

Araya girdi bizimki: "Onun için diyorum ya ağabey, Bursa böyle basiretsizlik görmedi."

"Yahu" dedim, "Şimdi beni konuşturacaksın, dertsiz başıma iş aldıracaksın. Evet, mesele para değil mesele basiretsizliktir. Allem edip kallem edip müesseselerin başına çöreklenir de nalıncı keseri gibi hep bana hep bana dersen memlekete değil, sadece kendine faydan olur. Biz de böyle seninle yaptığımız gibi havanda su döveriz."

Eski dostun araya girmesine fırsat vermeden devam ettim:

"Belediyeler malum diyorsun, Bursaspor da öyle. Bak Destan'a, yok yok neydi, Mestan'a, para para diye dolanıp duruyor. Kardeşim madem günde üç öğün ağlanacaksın ne diye ayak oyunlarıyla Lemi'yi saf dışı bırakıyorsun? Bir araya gelin olmaz mı?.. Sonra iki maç kaybedince Hoca'yı postalıyorsun. Zaten Bursa'da oldum olası adettir, baktın ki iş kötüye gidiyor, baktın ki oklar seni göstermeye başlıyor, kesersin hocanın biletini, sen sağ ben selamet... Artık nereye kadar gidersen, ne kadarını yersen!.. Ha, Bursaspor öyle de diğerleri farklı mı? Ticaret Odası ne yapıyor? O da ayrı bir alem. Oraya da çöreklenmişler, belli ki oradan da gitmemek için ellerinden geleni yapacaklar. Zaten o zatı muhterem, Oda Başkanı olursam ihracatçı birliklerindeki görevimi devredeceğim dediği halde senelerce aksini yapmadı mı? İhracattaki durum da malum. Bir 15 sene önceye bak, bir bugünkü duruma bak!"

"Ağabey" dedi bizimki "Sen benden de dertliymişsin, vallahi bir dokundum bin ah işittim. Dediğin gibi Bursa'da birçok müessese bitik vaziyette. En büyüğünden en küçüğüne, kamu kurumlarından hemşeri derneklerine kadar... Şehre bir faydaları olmadığı gibi zararları var. Şöyle esaslı bir değişim şart."

"Eee arkadaş, zaten bana laf anlatacak adam lazım, dinleyen bulmuşum susar mıyım. Belli ki sen telefonu kapatacaksın" dedim ve son söz olarak şunları söyledim:

"Madem değişim şart. Önce kafaları değiştirelim. 'Baş ol da soğan başı ol' lafını rafa kaldıralım. Adaletle liyakatı bir araya getirelim!"

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar