Davut Doğru

Siyasetçi yolcudur, gazeteci hancı...

09 Şubat 2020 Pazar, 23:32

Olacağı buydu, efendim!..

Bendeniz yazları olduğu gibi kışları da sayfiyede geçiriyorum ya... Kış güneşine kandım, hanımın bütün ikazlarına rağmen sayfiyenin küçük ve dar kordonundaki sabah akşam yürüyüşlerine üstüm başım tiril tiril çıktım. Eee, sayfiye de olsa vakit kış. Hava bir açıyor bir kapıyor. Sonunda kaptık şifayı. Gelsin ıhlamur, gitsin nane limon. Olmadı Aktar Hüsam'dan hasta çayı, ki nefasetini bizzat tabiat ananın en bakir yerlerinden alıyor. Velakin bu sefer o da olmadı. Kendimizi sayfiyeye en yakın Devlet Hastanesi'nin acil servisinde bulduk. Bir serum, iki serum derken, "Biz sizi birkaç gün özel olarak ağırlayalım" dedi kibar Dahiliyeci.

Velhasılıkelam kıymetli okuyucularım, sizlerden uzak kaldığım günlerin bir kısmında keyfi ense yaparken, kalan kısmında bir hastanede zorunlu ikamete tabi tutulduk. Bendeniz bunu bir nevi nadas dönemi olarak değerlendirdim. Nasıl nadasta toprak suyu bağrında biriktirir, biriktirir de gelecek seneye daha fazla ürün verirse benim not defterimde de mevzular birikti. Tabii hepsini hemen yazıp çizmek olmaz. Her şeyin bir yeri, sırası ve zamanı var. Öyle değil mi efendim?

Elbette hastane günlerinde yüksek ateş, yüksek tansiyon ve aldığım ilaçların yan etkileri müsaade ettiği müddetçe gündemi takip etmeye gayret ettim. Özellikle de dijital mevkutemiz enbursa.com'un yazarlarını günü gününe, satır satır okuyorum. Bir de TV programları çekiyorlar, onları da izliyorum.

Yüksel Baysal evladımızla Cennet Hanım kızımızın "Siyaseten" programındaki "kapışmaları" pek bir hoş doğrusu. Bir hayli sert, ancak gayet medeni şekilde fikirlerini ifade ediyorlar. Biri sol cenahtan vuruyor, öbürü sağ cenahtan... Çok da iyi ediyorlar. Hiç dikkat ettiniz mi bilmem, ne kadar farklı fikirleri savunuyor olsalar da, isimleri ne kadar farklı siyasi partilerle anılıyor olsa da ikisi de önce gazeteci olduklarını hiç unutmuyorlar. İşte işin en güzel tarafı da bu...

Yalnız geçen programlardan birinde Cennet Hanım kızımızı bir hayli kızgın, ancak daha çok üzgün gördüm. AK Partisi'nin İl Başkanı bir toplantı düzenlemiş de Cennet Hanım kızımızı davet etmemiş. Cennet Hanım kızımız da diyor ki "Yahu kardeşim, bir değil iki değil, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Ben sadece sağ tandanslı bir gazeteci değilim. Aynı zamanda bu partiye emek vermiş bir insanım. Vakti zamanında il yöneticisi olmuşum, aday adayı olmuşum, aday olmuşum. Hiç yakışıyor mu?.."

Evet, yakışmıyor tabii... Ayıp etmişsiniz Sayın Ayhan Salman... Bu şehir çok siyasetçi; çok il başkanı, çok da gazeteci görmüştür. Görmüştür ama o il başkanlarının çoğu hatırlanmaz bile. Yarın yeniden seçilseniz de öbür gün vekil olsanız da hatırlanmazsınız. Siz de sizden öncekileri hatırlamazsınız. Say desek, bir çırpıda seleflerinizin isimlerini sayabilir misiniz? Söyle desek, sizden öncekilerin nasıl geldiğini, nasıl gittiğinizi söyleyebilir misiniz?

Sizler siyasetçi olarak bu şehrin yolcusu, bizler gazeteci olarak bu şehrin hancısıyız. Evet evet, sizler yolcu bizler hancıyız! Eğer gerçekten Bursa'ya sevdalıysanız, eğer gerçekten kadim şehrimize gönül borcunuz olduğunun bilincindeyseniz, taş üstüne taş koymaya çalışırsınız; pot üstüne pot kırmaya değil!.. Yolcu değil hancı olduğunuzu ancak böyle ispat edebilirsiniz.

Darılmaca kırılmaca yok. Teşbihte hata olmaz Salman Başkan!

Siyasetçi yolcu, gazeteci hancı...

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar