Davut Doğru

Ve aleykümselam Salman Başkan!

05 Aralık 2019 Perşembe, 00:55

Manyetolu telefon melodisiyle çalan akıllı telefonum yine titredi geçenlerde. Baktım, beni bu dijital mevkûtede yazı yazmaya ikna eden genç gazeteci arkadaş arıyor.

"Yine mi yazı isteyecek?" diye isteksizce uzandım telefona. Aman Allah'ım, bir methiyeler düzüyor ki insanın bütün yağları eriyor!..

"Ağabey" dedi, "Tam da düşündüğüm gibi... Her gün yüzlerce kişi tarafından tıklanıyorsun!.."

Tam, "Evladım ne diyorsun sen, ne demek yüzlerce kişi... Millet beni tıklasın diye mi..." söylenmeye başlayacaktım ki "Reytingin çok iyi ağabey, yazıların çok okunuyor" dedi.

"Çocuğum bana bak, bu reyting masalı bizim Reha Muhtar'ın uydurmasıdır. TRT'nin 'ateş hattı'nda fazla kalınca şirazesi kaymıştır. Onun için de günlerce aynı haberleri allayıp pullayıp bilene bilmeyene gazlamıştır" dedimse de dinletemedim.

Meğer artık o işler öyle yürümüyormuş. Meğer benim yazıları kaç kişinin okuduğunu an be an görüyormuş, bizim yeni yetme gazeteciler.

Onlar kendilerine "yeni nesil", ben onlara yeni yetme diyorum, ama laf aramızda haklı olan onlar. Yazılarımı kaç kişinin okuduğunu görmekle kalmayıp adım anılmadan verilen tepkileri de takip edebiliyorlarmış. Mesela, geçenlerde yayınlanan "Düşmanlarınıza dikkat edin, birbirinize düşman olmayın!" başlıklı yazıya AK PARTİ Bursa İl Başkanı Ayhan Salman, "tweet" atarak cevap vermiş.

"Ne atmış, ne atmış?" diye üst üste sordum telefondaki genç arkadaşa. O da telefon hatlarında sorun var sanarak bağırıp duruyor: "Tweet abi, tweet!.."

Hemen toparladım durumu tabii. Her ne kadar ihtiyarsak, emekliysek, tipo baskılardan, kurşun harflerden geliyorsak da o kadar zırcahil değiliz. Bu Amerikan gavurunun "Twitter" diye bir şey de uydurup insanları iyice teknoloji bağımlısı yaptığının farkındayız. Ve fakat Twitter, benim yaş grubuma hitap etmiyor, ben daha çok Facebook'taki çiçek böcek paylaşımlarını beğeniyorum. Üstelik benim orada üye olduğum gruplar da var. Sanki Bursa'daymışım gibi Heykel-Postane hattında dolanıp duruyorum.

Neyse efendim, konuyu uzatmayayım. Sonuçta Salman Başkan, benim malum yazıya sanal yollarla cevap vermiş. Bizim eskiler ona "şapka çıkarmak" der. Adımı anmadan selam vermiş bir nevi... Ben de o yüzden "Ve aleykümselam Salman Başkan" diyorum.

Twitter denen dehlizde benim o cevabı arayıp bulacak halim yok. Bizim genç gazeteci arkadaş bana fotoğraflarını çekip gönderdi. Ben de okudum inceledim.

"Bursa'mıza sevdalıyız biz. Bu kadim kente olan gönül borcumuzu ödemek için, şehirde taş üstüne taş koymak, şehrimizin değerine değer katmak için tüm vekillerimiz ve başkanlarımızla beraber mesafe tanımadan, hizmet aşkıyla..." demiş Salman Başkan. İki kare de fotoğraf eklemiş notuna. Son model hizmet aracında çekildiği anlaşılan fotoğraflardan birinde Alinur Başkan ile birlikte proje incelerken görülüyorlar. Diğerinde ise "Hamdolsun bugün de proje incelemelerimizi sağ salim tamamladık" der gibi poz vermişler objektife.

Bizim genç gazeteci arkadaş, Salman Başkan'ın bana gönderdiği selama Bursalıların yaptığı yorumları da eklemiş. Şöyle bir baktım, çoğu iyi temenniler içeriyor. Ancak bazılarına da gözüm takıldı ister istemez. Mesela biri "Projelere değil, gerçeğe bakın artık" diyor, bir diğeri T2 rezaletini hatırlatıyor, öteki "Trafikti, trajik oldu" diyor.

O yorumlardan benim en dikkatimi çekeni Bursa'nın başkanlarına Ağrı'yı örnek göstereni oldu.

Hey yüce Yaradan, bugünleri de mi görecektim!

Sen tut Bursa gibi koca bir şehri yönetenlere, dibine kadar CHP kökenli, sonradan olma AK Partili Savcı Sayan'ı örnek göster. Onunla da kalma Savcı Sayan gibi olursanız seçimlerde zafer sizlerindir, de!..

Derhal bizim genç gazeteci arkadaşı arayıp, "Evladım bir daha bana böyle Twitter martavalları gönderip de akli dengemi bozmaya çalışma" dedim. Dedim, ama karşılığında aldığım cevaba bakın:

"Ağabey sana bir tweet fotoğrafı daha gönderdim. Ercan Akyıldız'ın takipçilerinin senden bir isteği varmış" demez mi?

Hey yüce Yaradan, düştüğüm durumlara bak!..

Ercan Akyıldız, Ercan Akyıldız...

Haber yazmayı da yazı yazmayı da cümle kurmayı da öğrenemedin. Ne dil bilirsin ne imlâ... Türkçe yazmışsın desem değil! İngilizce hiç değil... Buna rağmen kaç yıllık gazetecisin. Neyse ki yazdığının çizdiğinin, bilgiye belgeye dayanması gerektiğini en nihayetinde öğrenmişsin. Öğrenmişsin de "recon" kesmeye başlamışsın!

Evladım, bizim meslek ne zamandan beri racon kesme yeri oldu?

Davut Ağabey'inden sana bu kadar basın danışmanlığı yeter! Bir zahmet takipçilerinin taleplerine de kendin cevap ver. Zararı yok, sonra yine "recon" kesmeye devam edersin!

HAMİŞ

Basın şehidi Uğur Mumcu, Milliyet'te 3 Mayıs 1992 tarihinde yayınlanan yazısında "gazeteci"yi şöyle tanımlar:

"Gazeteci, haber ve bilgi kaynağına en çabuk ulaşan ve bu kaynaklardan edindiği bilgi ve haberleri okurlara sunan insan demektir. Gazetecinin bu görevini yapabilmesi için habere, olaya, olguya, belgeye ve bilgiye dayalı yazılar yazması gerekir. Bunun için de gazetecinin güvenilir kişi olması zorunludur. Sır saklayan, haber ve bilgi kaynağını gizlemesini bilen, gerektiğinde hükümetlere ve güç odaklarına karşı savaşmayı göze alan insan, gazetecidir."

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar