Ersoy Soydan

ersoy.soydan@enbursa.com

Bin Tanrılı Kent: Hattuşa

07 Aralık 2017 Perşembe, 11:17

Bu yazımdan itibaren sizleri Anadolu uygarlıklarına doğru yolculuğa çıkarmak istiyorum. İlk durağımız Anadolu'nun eski başkentlerinden biri olan Hattuşa. Bir zamanlar dünyanın iki süper gücünden biri olarak kabul edilen Hititlere başkentlik yapmış olan Hattuşa görkemli bir geçmişe de tanıklık ediyor.

HATTİ ÜLKESİ

Anadolu'nun bilinen en eski adı Hatti Ülkesi imiş. Hattuşa'da bulunan tabletlerden de, MÖ 2000'li yıllarda Orta Anadolu'da Hattice konuşan bir halkın varlığı kanıtlanmış, yani Anadolu'nun adı ilk bilinen sakinleri Hattiler imiş. Hattilerin; Hurriler ve Luwiler gibi Anadolu'nun yerli halklarından biri oldukları, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, ticareti bildikleri ve barışçıl bir halk oldukları kabul ediliyor. Hititler Anadolu'ya geldiklerinde ilk olarak Hattilerin kurdukları küçük beyliklerle karşılaşmış ve Hattilerle hızla kaynaşmış. Hitit uygarlığının din, mitoloji ve törenlerinin Hatti damgası taşıdığı kabul ediliyor. Hattilere ait olan İlluyanka'nın Öyküsü, Telipinu'nun Kayboluşu, Kamruşepa'nın Öyküsü gibi eserlerin de Hititçe'ye çevrildiği biliniyor.

HİYEROGLİFİN DİLİ LUWİCE

Anadolu'da Hattilerden sonra varlığı bilinen ikinci halk Hurriler. Hurri kökenli, Hedammu mitolojisi, Ullikummi mitolojisi, Kumarbi efsanesi gibi birçok efsane ve destanın Hitit mitolojisi ve edebiyatına girdiği, birçok Hitit kralı ve kraliçesinin Hurrice adlar taşıdığı, Ortaköy yakınlarındaki Şapinuva'nın da Hurri kökenli bir dini merkez olduğu biliniyor.

Hattuşa'da bulunan tabletlerden Anadolu'da Hititler'den önce yaşayan en önemli halkın ise Luwiler olduğu anlaşılmış. Anadolu'nun büyük bölümünde özellikle de batı ve güneyinde yaşayan Luwi toplulukları zamanla ayrı kimlikler taşıyan halklara (Lidyalılar, Likyalılar ve Karyalılar gibi) dönüşmüş. Batı Anadolu'da MÖ 1000'li yıllarda Hint-Avrupa kökenli Luwi dilinin varlığını yitirdiği ve onun yerine Likçe, Lidçe ve Karca gibi yeni dillerin geçtiği biliniyor. Hititlerin kullandığı hiyeroglif yazısının dili de Luwice'ymiş.

SÜPER GÜÇ: HİTİTLER

Hititler'in tarih sahnesine ilk kez Anadolu'da çıktıkları ve yine burada yok olup gittikleri biliniyor. MÖ 2000 yılı başlarında Anadolu'da aralarında siyasal bir birlik bulunmayan onlarca küçük kent devleti varmış. Hititler bu dönemde Anadolu'ya göç etmeye başlamış ve daha sonra Anadolu'nun en eski siyasal birliğini kurmuş. Öyle ki kurdukları devlet Dünyanın iki süper gücünden biri olarak kabul edilmiş. Hititler, Anadolu'nun yerli halklarının din ve geleneklerine de saygı göstermiş. Hatti, Luwi ve Hurri tanrılarını panteonlarına alıp, yer ve şahıs adlarını da değiştirmeden kullanmışlar. Kral ya da tanrı adlarının neredeyse tamamı böyle. Belki de bu tutumları nedeniyle, Anadolu'nun büyük bölümüne, hatta Kuzey Suriye'ye uzunca bir dönem egemen olmayı başarmışlar.

BAŞKENT HATTUŞA

1906-1912 yılları arasında yapılan kazılarda bulunan Hitit devlet arşivine ait tabletlerden burasının Hitit devletinin idari ve dini başkenti Hattuşa olduğu öğrenilmiş. Kayseri yakınlarındaki Kültepe'nin de (Kaniş/Neşa) Hititlerin Hattuşa'dan önceki başkenti olduğu sanılıyor. Hititler buradan esinlenerek kendilerini Nesalı, konuştukları dili de Nesaca olarak adlandırmıştı. Hititler, Babilliler'den alarak geliştirdikleri çivi yazısıyla büyük bir uygarlığın da temellerini atmıştı. Boğazköy (Hattuşa), Maşathöyük, Kuşaklı, Ortaköy (Şapinuva) ve Alişar'da bulunan Hitit çivi yazısıyla yazılmış tabletler ilk olarak Çek bilim adamı Friedrich Hrozny tarafından 1915 yılında çözülmüş. Bu tabletler sayesinde Hititlerin sosyal ve ekonomik yaşamları olduğu kadar Anadolu'nun da geçmişi aydınlatılmış.

8 AYRI DİL

Hitit döneminde Anadolu'da başlıca üç Hint-Avrupa kökenli dil konuşuluyormuş; Nesaca, Luwice ve Palaca. Hititler Anadolu'da konuşulan birçok dili yazıya geçirmişti. Hattuşa'da en azından sekiz dilin yazılıp, konuşulduğu biliniyor. Bunlar arasında Hititçe, çivi yazısı Luwicesi, hiyeroglif Luwicesi, Palaca, Hattice, Hurrice, Sümerce ve Akadca en başta gelenleriydi. Diplomatik yazışmalar ve saray arşivleri Âsur (Akad) çivi yazısıyla yazılırken, yazıtlar için Luwice hiyeroglif yazısı kullanılırdı. Hurrice de önemli bir diplomatik yazışma diliydi. Ancak yazıya hiç geçirilmemiş Hayasaca, Kaşkaca, Arzawaca gibi diller de vardı.

Hitit Tarihi; Eski Hitit (MÖ 1650-1500), Orta Hitit (MÖ 1500-1380) ve Büyük İmparatorluk (MÖ 1380-1180) olmak üzere üç döneme ayrılıyor.

GÜMÜŞ KENT: HATTUŞA

Boğazkale ilçesinin 4 km. doğusunda geniş bir alana dağılan Hattuşa'nın kalıntıları Aşağı Kent, Yukarı Kent, Büyükkale ve Yazılıkaya'dan oluşuyor.

En eski Hitit yerleşimi olarak kabul edilen Aşağı Kent, kuzeybatı dış suruyla güneydoğuya doğru yamacı kaplayarak, Büyükkale'nin bulunduğu plato arasında uzanıyor, güney sınırını Poternli Sur oluşturuyor.

Yukarı Kent ise Poternli Surun güneyinden başlayarak, Yerkapı'daki en yüksek noktaya kadar olan tüm alanı kaplıyor, bu kesim Büyük İmparatorluk döneminde surlarla çevrilerek kente katılmış. Aşağı Kentin yerinde MÖ 2000'li yılların başında Hattilerin kurduğu gümüş kent anlamına gelen Hattuş adlı bir yerleşim varmış. MÖ 19-18.yüzyılda bu yerleşimin yanında Asurlu tüccarlarca Karum adı verilen bir pazar yeri kurulmuş. İlk Hitit Büyük Kral'ı Kuşşaralı Anitta, Hattuş'u çok büyük hazineleri olduğunu sanarak kuşatmış, fakat bir şey bulamayınca kızarak yakıp, yıkmış. Daha sonra Anitta'nın soyundan gelen torunu I. Hattuşili (MÖ 1665-1640) Hattuşa'yı yeniden yerleşime açarak Hitit krallığının başkenti yapmış ve kralın kendisine de Hattuşalı anlamına gelen "Hattuşili" adı verilmiş. Yaklaşık 450 yıl boyunca Hititlere başkentlik yapan Hattuşa, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine alınmış, çivi yazılı tablet arşivi nedeniyle yine UNESCO tarafından Dünya Belleği Listesine kaydedilmiş ve Milli Park ilan edilerek korumaya alınmış.

Hitit metinlerinde sık sık Hattuşa'nın bin tanrısından söz ediliyor. Hattuşa'da bugüne kadar 31 tapınağın yeri saptanmış. Aşağı kentin ve Hattuşa'nın en büyük yapısı Büyük Tapınak. Kesikkaya olarak adlandırılan kaya kütlesinin arkasında kentin en eski suru olan Poternli (tünelli) Sur yer alır. Tüm Hitit surları gibi sandık duvar şeklinde inşa edilen bu surun altında sekiz adet tünel vardı. Poternli Surun batısında ve güneyinde yer alan Yukarı Kent Büyük İmparatorluk döneminde 3,3 km uzunluğunda bir surla çevrilmiş.

Bu yeni sur üzerindeki anıtsal kapılarının çoğu günümüze sağlam ulaşmıştır. Güneybatıda, dış yüzünde aslan heykelleri bulunan Aslanlı Kapı'yla, iç yüzünde kılıç ve balta taşıyan bir tanrı kabartmasının bulunduğu Kral Kapısı, bunların en önemlileri. Kentin en güneyinde ve en yüksek noktasında yer alan Yerkapı ise adını bugün Hattuşa'da içine girilebilen tek poternden (tünel) almış. Bu poternden geçilerek sur dışına çıkılıyor. Burada oluşturulan toprak setin üzerinden geçen kent surunun ortalarında da Sfenksli Kapı yer alıyor.

Arkeolojik olarak pek araştırılmayan Yukarı Kent'te üzerinde yapı kalıntıları bulunan Sarıkale, Yenicekale ve Nişantepe ilginç kaya kütleleri. Özellikle Nişantepe'deki Luwi hiyeroglifiyle kayalara yazılmış yazıt da dikkat çekici. Yukarı kentteki tonozlu bir odada da Luwi hiyeroglif yazıt kuşağı var. Yukarı Kent'teki Güney Kale ise Frig dönemine tarihlenen ender yapılardan biri. Dört tarafı sarp kayalıklarla ve surlarla çevrili Büyükkale ise kentin merkeziydi. Hitit kralları ülkeyi buradan yönetiyordu. Burada yapılan kazılarla direkli galerilerle çevrili avlular, konutlar, depo binaları ve büyük bir kabul salonuyla, büyük bir saraya ait kalıntılar ortaya çıkarılmış. Büyükkale'nin asıl önemi Hitit ve Anadolu tarihiNİ aydınlatan çivi yazılı kil tabletlerin burada bulunmuş olması. Hattuşa kazılarında bulunan 30 binden fazla çivi yazılı tablet İstanbul, Ankara ve Çorum'daki müzelerde korunuyor. Hattuşa tabletlerinde kanunlar, antlaşmalar ve yazışmaların yanı sıra dini ve edebi metinlerde yer alıyor.

FIRTINA TANRISININ EVİ: YAZILIKAYA

Hattuşa'nın en büyük ve en etkileyici kutsal mekanı olan Yazılıkaya, Aşağı Kent'teki Büyük Tapınağın yaklaşık 1,5 km. kuzeydoğusunda yer alıyor. Yüksek kayalar arasına saklanmış Yazılıkaya Açık Hava Tapınağının iki odasının duvarlarına doksandan fazla tanrı, tanrıça, hayvan ve hayal ürünü yaratık kayalara kazınmış. Hitit dini tören metinlerine göre yeni yıl ve ilkbahar törenlerinde bir araya gelen tüm tanrılar Fırtına Tanrısının evinde toplanıyordu. Birinci odada sol kaya yüzeyinde ikisi dışında tanrılar, sağ tarafta da tanrıçalar görülüyor. Ana sahnede ise Fırtına Tanrısı Teşup ile eşi Güneş Tanrıçası Hebat betimlenmiş. Ana sahnenin karşısındaki duvarda daha büyük boyutlarda Kral 4.Tuthaliya işlenmiş. Buradan da bu kutsal alanın Tuthaliya tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor. Diğer odadaki kabartmalar ana odadaki gibi kuşaklar halinde değil; duvarlara dört bağımsız figür işlenmiş.

NASIL GİDİLİR?

Çorum İstanbul'a 614 km., Ankara'ya 244 km. ve İzmir'e 824 km. uzaklıkta. Çorum Boğazkale arası ise 87 km.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar