İsmail Kemankaş

Altepe, Stadyum ve Millet Bahçesi

24 Aralık 2019 Salı, 00:18

Bazı ilişkiler çok kıymetlidir, unutulmaz...

İşte bu gerçekten yola çıkarak 10 gün önce, eski başkan Recep Altepe'yi bürosunda ziyaret ettim. Amacım; "Gazi'nin Stadyumu" adını verdiğim kitabımı sunmak ve insani duygularla başkanı görmekti.

Görev yaptığı sürede birbirimize kırgınlığımız olmadı. İlişkiler, görev ve sorumluluk çerçevesinde sürdü gitti.

İki kez de spor kitabı isteğini yerine getirdim. Amaç belliydi; Bursa'ya kalıcı yayınlar ve kültürel birikim bırakmak.

Bu düşünceyi herkesin tam olarak anlayacağını da sanmıyorum. Günümüzde ilişkilerin seviyesini belirleyen çoğunlukla "güçten yana olmak" veya "bu işten kazancım ne olabilir?" biçiminde gelişiyor.

Ne yazık, başka bir cümle kuramıyorum bu anlamda...

Neyse konumuza dönelim. Çok sıcak bir karşılama sonrası, konuklarının da olduğu ortamda biraz konuşabildik. "Bursa Futbolu'nun 112 Yılı" adıyla Kent Müzesi'nde yaptığımız sergi mi aklına geldi, yoksa 2015 Mart'ında kişisel bir öneriyi sunmak için randevulu bir görüşme yapmıştım, onu mu anımsadı bilemiyorum. Çünkü konuya kendisi girdi aniden...

"Stadyumun çimlerinde en azından çocuklar oynuyor, büyükler de yürüyüş yapıyordu. Şimdiki halini gördün mü?" diye sordu.

Sanki ne olduğunu bilmiyor gibi...

Bu soru içeren cümlede benim algıma göre bir eleştiri yatıyordu. Üzerine gitmedim ve 2015 Mart ziyaretimin içeriğini tekrar tartışmaya açmadım. O görüşmede yazılı başvurumun yanında sözlü olarak "Sayın Başkan, yıkmayacağınızı açıkladığınız kapalı tribünün önü şeffaf biçimde kapatılarak, Türkiye'nin ilk spor müzesi yapılabilir mi?" önerisini yapmıştım.

"Nasıl olacak bu müze? Başka şehirlerdeki o başarılı sporcular neden madalya ve belgelerini getirip Bursa'ya versin?" demişti.

Acaba bunları mı hatırladı, diye düşündüm, ama konu bu değildi. Bursa olarak üzerinde de durmamıştık. Sadece bilinen bir talimat vardı. Yıllar önce Başbakan Erdoğan Bursa'yı helikopterle tepeden izlerken, stadyumu kastederek, "yıkılınca ormanla birleştirin" demişti. Yıkılacak olan yer Atatürk Stadyumu, birleşeceği yer de Türkiye'de aynı isimle sadece iki ilde, İzmir ve Bursa'da olan Kültürpark'tı.

Eski Başkan Altepe, sanırım bu konuda ince bir eleştiri yapmaya çalıştı beni görünce... Yine de bir soru yönelterek, "Kültürpark'ı da buradan kaldırabilirler mi ?" diyecek oldum. "Olmaz, yok öyle bir şey..." diyebildi. Ama sadece o kadar.

Neden görevden alındı, hatası neydi, bundan sonra siyasi yaşamı olacak mıydı? Bu gibi soruları sormaya bile gerek göremedim. Çünkü çalışma tarzı, rahatlamış görüntüsü bu soruları adeta yanıtlıyordu. Yine de mutlu olmuştuk bu görüşmeden... Birkaç yıl sonra da olsa, sadece dostluk ya da vefa içeren bir görüşme olmuştu. Dönüşte yürüyerek BursaRay durağına gelirken aklım Atatürk Stadyumu üzerinde yapılan çalışmada kalmıştı. Etrafı yüksek perdelerle çevrili bu alanda, koskocaman bir TOKİ yazıyordu Türkiye'nin birçok yerinde olduğu gibi... Yerel seçimlerin ardından artık park ve bahçe işleri Çevre Bakanlığı tarafından yapılıyordu. Ankara'da sıcak odalarında, maroken koltuklarında oturan bürokratlar, yüzlerce kilometre uzaktaki Bursa'nın park ihtiyacını, tarihini, alışkanlıklarını biliyor, bu kentte yaşayanların anıları ile hemhal oluyor ve projeyi hazırlayıp, özel bir inşaat şirketine işi ihale ediyor!

Üstelik, Bursa'nın sembollerinden KÜLTÜRPARK'ın yanına, benzeri bile olamayacak bir çalışmaya, emir gereği "Millet Bahçesi" diyebiliyor. Bu yöntem doğal olarak sadece Bursa için değil, belirttiğim gibi artık bütün büyük kentlerde uygulanıyor veya uygulanacak. Yani belediyenin önemli bir hizmeti, puan toplayacağı bir icraat bloke edilmiş olacak. Üstelik yeni bir kavram ve kültür dayatması yapılacak.

Bizim Millet Bahçesi için söylenecekler bu kadar da değil. Çünkü sadece bahçe değil yeni bir yaşam alanı oluşacak. Bu arada Atatürk Spor Sarayı, yanı sıra Spor Bakanlığı'na ait binalar yıkılacak. Yer altı otoparkı dahil, geniş bir yapılaşma düşünülüyor. Daha önce benzeri "kamu yararı yok" diye iptal olunan proje göz göre göre uygulamaya sokuluyor. Bu kadar uysal bir kente de yakışır diyelim ve çaylarımızı yudumlamaya "ve darısı millet bahçesine" diyerek keyifle izlemeye devam edelim!

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar