İsmail Kemankaş

CHaPe kaçıyor, AKa Pe kovalıyor!

28 Temmuz 2020 Salı, 21:25

Ayasofya töreni sonrası, bu satırlarda belirtmiştim... Bu tarihi hamleyi değerlendiren Abdurrahman Dilipak (bu soyadı ona çok yakışıyor ) "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Daha bu başlangıç" diyerek, adeta "hilafet müjdesi" veriyordu. Cümleler bunu çağrıştırdı ama, kendi kendimi sorguya çektim, "Bırak ne söylerse söylesin o kadar da değil" diye içimden söylendim. Sadece "Bundan sonra İstanbul başkent olursa şaşırmam" diye de not düşmüştüm. Bir de baktım ekranlarda "hilafet gelir mi?" sorusu tartışılıyor, yeni hamlelerden söz ediliyordu. Sonra da münafık kanallardan birinde, eski mahallesi ve oradaki düşünceleri harmanlayan Akif Beki "Bunlar söylenmiş, ya da kastedilmiş olabilir. Ama nedeni belli... İktidar ve Cumhurbaşkanı elini sürekli yükselterek, tüm muhalefetten veya Kılıçdaroğlu'ndan yanıt bekliyor. Sonra da bunu kullanmak istiyor. Yanıt gelmeyince de, birileri bu havadan yararlanıp her şeyi ortaya döküyor" minvalinde cümleler sarf etti. Bu cümlelere bir de ilave yaparak, bu kez rollerin değiştiğini, Erdoğan'ın kovalayan, kaçanın da Kılıçdaroğlu olduğuna işaret etti. Bence de...Çünkü Kurultay Manifestosu'ndaki konuşmasında, AKP'den hiç söz etmeyen Kemal Bey, Erdoğan sözcüğünü de hiç kullanmadı, aynen yakın geçmişte Tayyip Bey'in yaptığı gibi!... Bu ne demektir? Soruyu herkes, kendi mahallesine ve düşüncesine göre yanıtlayabilir. Benim ki biraz ortadan olacak... Diyorum ki; İktidar ve her şeye muktedir olanların ellerindeki mermi bitti. Sürekli gündem değiştirmek de pek tutmuyor. Ana muhalefet partisi kümese girdi girecek gibi! Bu durumda, konsolide silahını çekip, yanına "kılıç" da koyarsanız, muhafazakâr kesimi yanınıza çekerseniz belki. İşte bu yapılıyor. Bunu yaparken de çelişkiler ve özellikle muhafazakâr kesimden de eleştiriler gelmeye başlıyor. Örneğin "İstanbul Sözleşmesi"ne yapılan destek yorumları gibi...

Hiç de alışkın olmadığımız gelişmeler... Hatta diyebiliriz ki "Yeşil sahalarda görmek istemediğimiz olaylar" bunlar. Bu kadar hata, krizden öte ekonomik buhran, üstüne bir de pandemi belası derken, ben de olsam kaçarım, kovalayan ne yaparsa yapsın. Ama kantarın topuzunu kaçırıp da, "laiklik" gibi devletin orta direğine zarar vermesin.Yoksa hepimiz kubbenin altında kalırız !

İkinci Yüzyıl Çağrı Beyannamesi

Neyse yine uzatım sanırım... Herkes CHP'nin Kurultayı'nı izlememiştir aktarayım. Kılıçdaroğlu, "manifesto" diye nitelenen konuşmasında bazı başlıkların altını kalın çizgilerle çizdi... Biraz özetleyip, yorumumu da katmak da istiyorum. Giriş cümleleri aynen şöyleydi...

"Asıl soru şu: Biz sorunları kimlerle ve nasıl çözeceğiz? Bu sorunları sizlerle, yol arkadaşlarımızda çözeceğiz. Dostlarımızla, Millet İttifakı'nı oluşturan dostlarımızla çözeceğiz, Özgürlük isteyen gençlerimizle çözeceğiz. Bu sorunları her gün şiddete uğrayan ama asla pes etmeyen kadınlarla çözeceğiz. Birlikte halkımızla birlikte çözeceğiz. Firavunların iktidarını yıkıp halkın iktidarını kuracağız..."

Burada dostlar kelimesinin anlamı çok geniş. Millet İttifakı'nın direkt içinde olan partiler ve onlar dışındaki seçmenin sandıkta yaptığı güç birliği konu ediliyor sanki... Çünkü bu gruplarla ortak paydada buluşulan konular var... Güçlendirilmiş parlamenter sistem, siyasi parti yasasında değişiklikler ile seçmenin direkt olarak vekillerini belirlediği ve barajın olmadığı bir yasal değişiklik gibi... Ama başka anlamlar yüklemek isteyen de çıkabilir. Dostlar denmekle bir başka yere selam çaktı diyenler de çıkabilir. Özgürlükten söz ediyorsanız, bu seslere de ses çıkarmamalısınız.

"Düşünceyi ifade, örgütlenme, basın özgürlüğü koşulsuz güven altına alınacaktır" cümlesine ne denebilir ki, en fazla ihtiyaç duyduğumuz konu.

"Tüm toplumsal sorunlar, demokrasi temelinde, TBMM'nin öncülüğünde çözülecek. Kürt sorununu egemen güçlerin bir manivela olarak kullanmasına izin vermeyeceğiz."

Çok zor ama, kesinlikle denenmesi ve başarı sağlanması gereken bir konu.

"Liyakat ön planda olacak...Güreşçiden banka yönetim kurulu üyesi, akademik hırsızdan rektör, rüşvetçiden büyükelçi olmayacak."

Bu cümleden çıkarılacak bir tek kelime var mı?

Elinde ve çaresi olsa İktidar bile bunu yapmak ister!

"Milletin vekilini, millet seçecek. Seçim barajı kaldırılacak. Kamu ihale kanunu yeniden düzenlenecek... Sayıştay gerçek işlevine kavuşturulacaktır.

Tarım stratejik sektör olarak görülecektir."

İdeolojik saplantısı olmayan, aklı başında bir faninin buna muhalefet edecek nasıl bir sözü olabilir, gerçekten merak ediyorum!

"Darbecilerin getirdiği YÖK kaldırılacaktır."

CHaPe "vesayet seviciliğinden" kurutuluyor mu ne!

"Aile Destekleri Sigortası uygulamaya konacaktır."

İşte, "zurnanın zırt dediği yer..." Daha önce, asgari ücretin zamlanmasını sağlayan, bayram ikramiyesinin mucidi CHaPe'nin en önemli seçim kozu.

Var mı itirazı olan?

"Kayyum uygulamalarına son verilecek, Orta Doğu Barış ve İşbirliği teşkilatı kurulacaktır."

Kayyum atamaları konusu için, seçime dair hukuksuzluklar ele alınıyor ve HaDePe'ye göz kırpılıyor denebilir. Orta Doğu'da "barış ve işbirliği" nasıl sağlanır işte orası karışık. Bence, göçmen sorunun çözmek için bir adım olabilir belki...Aslında ne zaman petrol rezervi biter, o zaman bu sorun çözülebilir!

İşte birazını özetleyebildiğim manifesto böyle... Kurultay delegasyonununa Kılıçdaroğlu'nun sunduğu ve adına "İkinci Yüzyıl Çağrı Beyannamesi" denilen manifesto oy birliğiyle kabul edildi... Ve ilk kez çatışma çıkmadan, hiziplerin en az seviyeye indiği, moralli bir CeHaPe toplantısı da sona erdi.

Prof.Dr. Lale Karabıyık, Orhan Sarıbal ve Nurhayat Altaca Kayışoğlu da Parti Meclisi'ne girdi. Kutlarız... Onlar erdi muradına, biz çıkalım kerevetine...

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar