İsmail Kemankaş

Futbol kokan topraklar!

02 Aralık 2019 Pazartesi, 00:12

Altay, Okan, Erce...

Bu isimler size ne ifade ediyor, bilemem!

Konuyu biraz aydınlatayım. Önceki hafta yapılan Süper Lig maçlarında izlediğim üç kalecinin isimleriydi bunlar...

Altay Fenerbahçe, Okan Galatasaray ve Erce de Trabzonspor'un kalesini koruyordu.

Üçünün de yolu Bursaspor ekolünden geçmişti, şimdi başka kulüplerde ve önemli takımlarda görev yapıyorlar.

Gazeteci olarak buradan bir başlık çıkaracak olsak "Bursa kaleciliğin anavatanı" falan gibi beylik cümleler kullanabiliriz.

Benim muradım bu değil, hele hele neden başka kulüplerde oynuyorlar falan demek hiç değil. Biraz daha devam edeyim de konu daha da açılsın!

Yine bazı isimler vereyim. Sivasspor'un en göze batan iki isminden biri de Mert Hakan Yandaş. O da, futbol adına ilk derslerini Bursa'dan almış. Oyak Renault, Yeşil Bursa derken, diğer alt ligler ve Sivas son durak. Şimdilerde takım arkadaşı Emre Kılınç ile birlikte transferin yeni gözdesi.

Daha da ileri gidiyor ve konuyu Fransa sınırları içine getiriyorum. Lille'de ve A Milli Takım'da değişmez oyuncu olan Zeki Çelik diyor ve sayfayı çeviriyorum.

Henüz 12 yaşlarındayken Yavuz Selim takımında dikkati çekiyor ve Bursaspor ekolüne dahil ediliyor. Öğrenim dönemini tamamlıyor ve Nilüferspor'a veriliyor. Sonra gidiyor, tekrar geliyor ve bocalama dönemine giriyor. Tam bu sırada İzmir'den İstanbul'a gelerek şansını deneyen Yalçın Koşukavak'a kim olduğu bilinmeyen biri tarafından öneriliyor. O sırada Koşukavak 1. Lig'e yeni çıkan İstanbulspor'un başında ve yakın arkadaşı Hamza Hamzaoğlu da Bursaspor'da görev yapmakta. Yeşil Bursa kadrosundaki Zeki, Hamzaoğlu'nun Koşukavak'a yaptığı jest sonucu İstanbulspor'a bedelsiz veriliyor ve hikaye burada başlıyor. Elin Fransızı nereden görüp, Yavuz Selimli Zeki'yi keşfediyor da Lille takımına transfer ediyor? İşte sihirli cümle budur.

Böyle flash bir transfer öğrenilince bizim gibilerde merak başlıyor. Bu çocuk nasıl gitti, Bursaspor Fransa transferinden pay alacak mı, işi daha da büyütürsek kulübe ne kadar para gelecek gibi lüzumsuz (!) sorularla kafamızı yoruyoruz.

Bildiğim kadarı ile geçtiğimiz günlerde Milan için Zeki'nin adı geçti galiba... Bu saydığım isimlerden dolayı sakın ola, onlara ilk oyunculuk formatını atan antrenörlere, ricaları kıramayan ya da maddi sıkıntı dolayısıyla sadece bonservis bedelinin yolunu gözleyen yöneticileri suçlayacağımı falan sanmayın. Böyle kısır çekişmelerle işim olmaz. Her zaman gözden kaçan iyi futbolcu olur. Çoğu kez futbolcu adaylarının aileleri erkenden umuda kapılıp, yanlış yapabilir. Aile-antrenör ilişkisi kötü gidebilir. Bundan daha önemlisi, Vakıfköy ve Bursa'nın toprakları güzel ürün verir gerçeğinin bilinmesidir ve parasal sıkıntıların bu ürünleri bizden ayırdığını da kabul etmektir.

İki konuda saptama yaparak, bir de öneride bulunacağım. Birincisi gayet açık; Biz futbolcu adına birinci sınıf topraklara sahibiz. Engel olmadıktan sonra Vakıfköy tarlası her zaman iyi ürün verir. İkincisi de pek de başarılı olamadığımız bir alan...Yetişen bu birinci kalite ürünlere iyi pazar bulunması, bunun yanı sıra izleme-keşfetme işinin daha ciddi yapılması.

Bunların yapılabilmesi de bir kulübün, vizyonu, misyonu, yönetim planı ve bunları uygulayacak liyakatlı profesyonelleri olması gerekir.

Bunları yapmadan, benim gibi ancak, başka ellerde, başka illerde başarıyla oynayan çocuklara imrenerek bakarız.

Bursaspor mu ?

Beni az da olsa tanıyanlar, neden Bursaspor için iki kelam etmediğimi merak edebilir. Haklıdırlar da... 3 yıl Vakıfköy'de çalıştırıcılık deneyimi yaşamış, kulüp kurulduğundan beri maçlarını izlemiş ve 32 yıllık bir üye olarak Bursa'nın bu önemli değerinden söz etmemek şaşırtıcı olabilir. Ama bir gerçeği de göz ardı etmemek gerek. Yaklaşık 30 yıllık bir dönemde yakından izleyip, gözlediğim Bursaspor, bu kadar kötü bir duruma düşmemişti. Bu nedenle, kulübün içinde bulunduğu durumun düzelebilmesi için bazı gelişmelerin olmasını bekler gibiydim. Sahanın içine ve puan cetveline bakmak benim için sonraki bir işlevdi.

Bu güne değin beklentim, kent silkinecek, futbola ilgi duyan duymayan, buna karşın gücünü bu şehirden alan egemenler konuya el atacaktı. Fakat olmadı. Onlar da benim gibi korku filmi izliyor!

Acaba neden ?

Cevabı bulacak gücünüz var mı?

Benim var; sanayisi durgun, turizmi zaten hiç olmayan, ülke siyasetine yön verecek bir figürden yoksun, kendi ölçeğindeki kentlerden birkaç adım geriye düşmüş kadim bir şehirden, olsa olsa geriye böyle bir kulüp kalır.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar