İsmail Kemankaş

Kore savaşı ve NATO

11 Ocak 2020 Cumartesi, 23:41

Aradan yaklaşık 70 geçti... Türkiye ve Mehmetçik, yurt savunması dışında yine deniz aşırı bir ülkenin yollarına düştü. Aynen o yıllarda olduğu gibi, bu yolculuğun nedeni ve getireceği sonuçlar yine tartışmalı ve muğlak!

Kore'de verdiği mücadele ve şehitler ile önemli bir bedel ödeyen Türkiye, karşılığında NATO'ya kabul edilirken, ABD'nin askeri ve ekonomik desteğini almıştı. Bu kez hangi rolü üstlenecek, muharebe zorunda mı kalacak ve sonuçta kazanımı ne olacak gibi soruların cevap beklediği bir ortamda Mehmetçik Libya seferinde.

70 yıl öncesinin bölgesel sorunları, Batı ve Doğu blokları günümüzde eski keskinliğini yitirmişken, Türkiye'nin böyle bir tercihi ve safını ortaya koyması, Ortadoğu ve Akdeniz politikalarında nasıl bir sonuç doğuracak?

Benzer bir gelişmeden yola çıkarak, 70 yıl öncesi Türkiye'nin savaşa girerek oluşturduğu dış politikasına bir göz atacağız.

NATO'NUN KURULUŞ NEDENLERİ

İkinci Dünya Savaşı'nda Avrupa'nın yıkılması ve ABD'nin Avrupa'dan çekilmesi, kuvvetler dengesinin Sovyetler Birliği lehine bozulmasına sebep olur. Avrupa'nın en güçlü devleti olarak Sovyetler Birliği, Almanya ve Japonya'nın yenilmesi ile oluşan boşlukta yayılma politikası izler. Buna ilaveten ABD'nin Truman Doktrini ve Marshall Planı'nı uygulamaya başlaması üzerine faaliyetlerini artıran Sovyetler Birliği, 5 Ekim 1947'de bazı ülkelerle Kominform'u kurar. Böylece Doğu Bloku resmen ortaya çıkar.

Buna karşılık Avrupa ülkelerinin güvenliğini sağlayacak herhangi bir ittifak ve teşkilat mevcut değildir. Avrupa'da birleşme yönünde ilk adım İngiltere ve Fransa arasında imzalanan Dunkerk Antlaşması olur. Bu önemli antlaşma bir süre sonra genişler ve 17 Mart 1948'de Brüksel Paktı imzalanır. Ancak Batı Avrupa ülkelerinin bu paktı, ABD'nin ittifaka dahil olmaması sebebiyle Sovyetlere karşı denge unsuru olmaktan uzaktır. Bundan dolayı ABD'yi ittifaka dahil etme faaliyetleri yoğunlaştırılır. Bunun üzerine ABD dış politikasında değişiklik yapar ve Batı Avrupa Birliği'ne Kanada ile birlikte dahil olur. Böylece 13 ülke arasında kısa adı NATO (North Atlantic Treaty Organization) olan Kuzey Atlantik İttifakı 4 Nisan 1949'da kurulur.

TÜRKİYE'NİN NATO'YA GİRİŞİ

Türkiye'nin NATO'ya girme fikri Batı Bloku'na bağlanma çabalarının sonucunda oluşur. Savaştan sonra Türkiye'nin ekonomik kalkınması ve silahlı kuvvetlerinin modernizasyonu için gerekli kaynakların Batı'dan sağlanabileceğine inanılır. Öte yandan, Atatürk ile başlatılan çağdaşlaşma sonucu Türkiye'nin Batılı bir devlet olma tercihi, NATO üyeliğinin doğal nedeni olarak görülür. Zaten Türkiye iç politikada büyük bir değişiklik yaparak çok partili sisteme geçmiş, ekonomik alanda liberal politikalar uygulamaya başlamıştır. Türkiye, bu nedenle NATO'nun daha kuruluş safhasında ittifaka dahil olmak amacıyla girişimde bulunmuş, fakat sonuç alamamıştır. Ancak 8 Ağustos 1949'da Türkiye'nin Avrupa Konseyi üyeliğine alınması, devlet yöneticilerini cesaretlendirir ve müracaatlarına haklı bir sebep hazırlar. Ancak NATO'ya girme çabaları Avrupalı üyelerin siyasi, ekonomik ve kültürel itirazları ile karşılanır (Günümüzde Avrupa Birliği'ne girme çabalarının boşa çıkması gibi). Bu ülkelerden farklı olarak İngiltere, Orta Doğu'daki çıkarlarını koruyabilmek amacıyla Türkiye ve Yunanistan'ın Orta Doğu Savunma Planı içine alınmasını ister. Bu arada Türkiye'de çok partili sisteme geçilmesinin ürünü olan Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 seçimlerinde iktidara gelmiştir. Demokrat Parti genelde CHP'nin dış politikasını benimser. DP yönetimin özellikle ekonomik politikalar açısından Batı'ya daha yakın bir özellik taşıması, entegrasyona belirli bir istikamet vermiştir. Bu sebeple Türkiye'yi NATO'ya sokmayı zorunlu gören DP, bu sırada patlak veren Kore Savaşı'nı büyük bir fırsat olarak düşünür ve 4 bin 500 kişilik bir birliğini TBMM'nin onayını almadan, 15 Temmuz 1950 günü, Bakanlar Kurulu kararı ile Kore'ye gönderme kararı alır. ABD ile birlikte başarılı sayılabilecek biçimde sonuçlanan Kore Savaşı'ndan sonra Türkiye'nin NATO'ya kabulü konusunda, ABD'nin tavrı değişmeye başlar. Çünkü Kore Savaşı, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, bölgesel savaşların çıkma ihtimalinin yüksek olduğu gerçeğini göstermiştir. Sonuçta Sovyetler Birliği'ne karşı muhtemel bir savaşta askeri üslere ihtiyaç duyulması sebebiyle, ABD Türkiye'nin NATO'ya alınmasını gerekli görür. Dolayısıyla Türkiye'nin NATO'ya alınmasında, Kore'deki askeri başarısı, Batılılarla birlikte hareket etmesi ve modern olmamakla beraber güçlü bir kara ordusuna sahip olması avantaj olacaktır. Bunun yanı sıra jeopolitik yeri de çok önemlidir. Bu gelişmelerden sonra NATO Bakanlar Konseyi 15-20 Eylül 1951 tarihinde Türkiye ve Yunanistan'ın NATO'ya üye olarak alınmasına oybirliği ile karar verir. Bu arada iki önemli gelişme yaşanır. 12 Ocak 1952 tarihinde ABD Marshall Planı çerçevesinde Türkiye'ye 58 milyon dolarlık askeri yardım için karar alır. Ardından TBMM 18 Şubat 1952'de Kuzey Atlantik Antlaşması'nı tasdik eder ve böylece Türkiye NATO'ya resmen üye olur.

Yıl 2020... NATO belki eski etkinliğinde değil... Sovyet İmparatorluğu dağıldı. Buna karşın emperyalist devletler vekalet savaşları yoluyla stratejik noktalardaki küçük ülkelere gücünü hissettirirken, buralardaki doğal kaynakları da kontrol altında tutuyor. Türkiye ise devlerin köşe kapma oyununda kendine yer aramaya ve devre dışı kalmamaya çalışıyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar