İsmail Kemankaş

Siyah arabaya kimler biniyor!

22 Aralık 2017 Cuma, 16:12

Yeni bir seçim sistemi...

Önce "tek aday" yüce makamlarca belirleniyor, sonra da seçme hakkına sahip olanlar "seçin" töreni (!) için yerlerini alarak oylarını kullanıyor.

Bu yöntem, halk kitlelerinin yer almadığı, sadece delegelerin oy kullandığı il ve ilçe başkanlarını belirlemede kullanılıyordu.

Tarz bu kez daha da çağdaşlaştı! Bu defa, üye olsun olmasın, gönül verdiği partinin adayını seçen yüz binlerce vatandaşın oyuna rağmen, ortaya bir oyun konarak "zorunlu istifa" yöntemi gerçekleştirildi ve dört Büyükşehir Belediye Başkanları değiştirildi iktidar partisi tarafından...

İşte o şanslı (!) kentlerden biri olan Bursa'da bu yöntemle göreve gelen, genç, dinamik, arzulu, hedefli Büyükşehir Belediye Başkanı süratle reformlarını gerçekleştiriyor!

İşte en yenisi...

Bildiğiniz gibi, daha önce müthiş bir hamle ile bürokratlarına seslenerek,

"Makam araçlarını garaja çekecek, işinize kendi araçlarınız ya da toplu taşıma ile geleceksiniz" buyruğunu veren Başkan, o siyah makam araçlarını ne yapmış biliyor musunuz?

Nereden bileceksiniz, ben de rastlantı sonucu öğrendim.

İşte o anlı şanlı, siyah boyalı makam araçlarına şimdi emekçiler biniyormuş.

Muş, demek zorundayım, sadece o araca binme şansını yakalayan bir emekçiden duydum da ondan...

Şimdi asıl olaya girelim birlikte...

Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin uyguladığı ve ilçe belediyelerinin de aynen uyduğu bir gerçek hizmet var. O da defin işlemleri...

Gerçekten de takdire şayan bir uygulama.

Buna benzer bir uygulama daha var Büyükşehir'de... O da "hasta ve yaşlı bakım" hizmetleri...

Önce ilgili şubeye giderek, hasta ya da yaşlınız için kayıt yaptırıyorsunuz. Sonra da bekliyorsunuz. Önce "sosyolog" geliyor, hizmeti alacak kişiyi kontrol ediyor ve bir metin imzalatıyor. Gerekiyorsa "psikolog" için kayıt alıyor. Ardından doktor ve sağlık memuru geliyor, tansiyon ölçüyor, yaşlının genel durumuna bakıyor ve sizden almak istediğiniz hizmeti soruyor. Örneğin, yaşlınız için sadece "banyo hizmeti ile varsa yaraların temizlenmesi" hizmeti istiyorsanız kayıt alıyor ve uygulama bir hafta sonra başlıyor.

Buraya kadar hem hizmet, hem de moral destek adeta tam. Hatta yaşlınız doktor kontrolüne gedecekse, önceden bildiriyorsunuz ve ambulans ayağınıza geliyor.

Daha ne olsun!..

Şimdi durun ve bugün için bu hizmetin nasıl yürütüldüğüne bakalım.

Söz ettiğim tüm bu bakım hizmetlerini İstanbul kökenli bir taşeron şirket veriyormuş.

Heyecan ve istekli Başkan, tam da taşeron çalışanlar için yasal düzenleme hazırlanırken, bu şirketi işten çıkarmış ve memleketine göndermiş.

Şirket giderken bir kısım personelin yanı sıra evlere ulaşım için kullanılan otoları ve hatta ambulansı bile, haklı olarak beraberinde götürmüş.

Bu arada, sosyolog ve psikolog hizmeti de ortadan kalkmış.

Temizlik ve sağlık hizmeti için bir günde çalmadık kapı bırakmayan kadın ve erkek çalışanlar evlere nasıl ulaşacak?

Çözüm bulunmuş, "binin makam araçlarına" komutu verilmiş.

Böylece "siyah arabalara" makam sahipleri yerine onlar biniyormuş artık...

Şimdi de biraz şeytanın avukatlığını yapalım!

Bu hizmeti veren İstanbullu firma ne zamandan beri Büyükşehir ile çalışıyordu?

İşi alırken, ihale sistemi mi uygulanmıştı, uygulandıysa başka firmalar da yarışa girmiş miydi?

Bu şirket çalıştığı süre içinde, Büyükşehir Belediyesi, yani Bursa halkına ne kadar bir bedele mal olmuştu?

Bu işi Bursa'da yapacak bir firma yok muydu?

İstanbul'dan gelen şirket için araya giren bir hatırlı siyasi var mıydı?

Tüm bunlar yaşanırken başta CHP meclis üyeleri, parti örgütleri, diğer muhalif partiler, bilgi sahibi olup, bu işin ardına düşmüşler miydi?

Bunlar yapılmayacaksa, "muhalefet olmanın" anlamı neydi?

Sorular uzayıp gider...

Bana garip gelen, tüm bu çarpık ilişkilerin ve anlaşmaların, yine iktidar tarafından ortaya çıkarılması, hata sahiplerinin yine onlar tarafından cezalandırılması, bu uygulama ile kendi seçmeni üzerinde yine de olumlu izler bırakması...

Bunun adını da koymak gerekirse "Muhalefet yapılacaksa onu da biz yapar, Yargı yerine cezayı kendimiz keseriz" biçiminde olmalı.

Ne diyeyim, siyah arabaya bindiren de onlar, indiren de...

Ne ilahi güç değil mi?

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar