İsmail Kemankaş

Siyasetin futbolu bu! Belli mi olur?

30 Temmuz 2020 Perşembe, 11:41

Futbol ve siyaset konuşmayı hiç ihmal etmeyiz. Ama, oy verdiğiniz parti ya da iktidar hakkında, politik bir yaklaşımı gözler önüne serdiğinizde en hafifinden "işin içine siyaseti sokmayalım..." cümlesi mutlaka kurulur!

Benzetmek gibi olmasın ama, eskiden düğün alayına bakarak denirmiş ya gelini kastederek, "hem ağlarım, hem giderim..."

Bizimki de o hesap.

Bayram günlerinde bunun da sırası mı diyebilirsiniz, saygı da duyarım. Ama bazı gerçeklerin bilinmesine, biraz da olayların yorumlanmasına ihtiyaç var.

Çarşamba öğle sonrasıydı... Futbolda önemli bir toplantı ve ardından tarihi bir açıklama geldi! Spor Toto Genel Müdürlüğü'nden kendisine çıkan piyango sonucu Gençlik ve Spor Bakanlığı makamına oturan Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, yaptı ilk açıklamayı. Önemli bir karar alındığını ve kulüpler ile tam bir mutabakat sağlandığına vurgu yaptı.

O anda kararı henüz bilmiyorum ve bende bir düşünce belirdi gereksiz biçimde... Cumhurbaşkanlığı sekreterlerinden biri gibi diye de niteleyeceğimiz bir eski bürokratın toplantıya başkanlık ederek, sonucu hakkında kısa bir sunuş yapması garip geldi yani... Hani ülkemizde 1992 yılında Özerk Futbol Federasyonu yasayla oluşmuştu? Bu kurum kararlarında ve gelirini oluşturmakta tam bir "özerklik" içinde olacaktı. Her halde kuruluş yasası değişti diye düşündüm!

Ardından, bunca işin ve yüklendiği projelerin arasında, toplantıya katılmış, önemli bir karara öncülük etmiş, siyaset dışı ama ekonomi içi TFF Başkanı Nihat Özdemir bey, konuşup durumu izah etti!

Liglerden düşme yok, alttan çıkanların hakkı baki ve bu durumda puan cetvelleri ve maç sayısı oldukça şişkin olacak. Maraton uzayacak. 8 aylık sürece, yani 32 haftaya, tüm kategoriler dahil yaklaşık 65 maç sığdırılacak. Bu arada pastadaki pay küçülecek ve matematiksel olarak imkansız gibi görünen ligler silsilesi bizi bekleyecek yeni sezonda... Neden? İşte bu sorunun yanıtı o kargaşada uçup gitti. Ne zaman yayıncı kuruluşta bir programı izledim, ben de ayıldım! Biraz bekleyin anlatacağım bu olayı...

Bu kararın masum nedeni belliydi aslında... Dünyayı saran Covid-19 belası.

Bu nedenle düşenler düşmedi... Salgın öncesi daha gerideki bir takım Süper Lig'de şampiyon oldu (Başakşehir). İyi ki İstanbul'un tarihe mal olmuş üç semt takımı iddiasını kaybetmişti, karara bu da bir kolaylık getirdi! 1. Lig'de de benzer durum yaşandı. Süper Lig'dekilere dokunamadan, 1. Lig takımı olmaları nedeniyle puan silme cezası alan üç takımdan ikisi Osmanlı ve Eskişehir, yerinde kalarak bu da telafi edildi. Gerekçe Pandemi oluşu zımnen kabul edilip, küme düşenler mağdur edilmedi tamam. Erteleme kararı öncesi avantajlı konumda olanların hakları gasp edildiyse, bu neden göz ardı edildi. Örneğin Bursaspor, 28. hafta sonunda 46 puanla üçüncü ve tarih de 14 Mart'tı. 5 gün sonra da maçlar ertelendi. Madem tüm maçlar ertelenecek kadar bir risk var, daha sonra o sıcak havalarda, sakatlık olasılıkları, sağlık sorunlarındaki riskler göze alınıp neden oynandı? Şimdi buldum. Yayıncı kuruluşun kasasına akan "katar, katar" dolarlardan olunmasın diye...

Sıcağı sıcağına haksızlıkları ilk telaffuz eden ve benim de ikna olduğum bu gerçeğe vurgu yapan kimdi biliyor musunuz? Yayıncı kuruluşun yorumcusu ve benim de yakından tanıdığım gazeteci Mehmet Demirkol... Sevgili Mehmet, "İstanbul'da da gazeteciler var" gibi bir cümle kurmamıza sağladı. Sözlerini yeterli bulmadı ki, "Trabzonspor ve Bursaspor'un yerinde olsam bu duruma itiraz ederim" cümlesini de kurdu.

Sonra ne oldu dersiniz? Bursaspor yayınladığı bildiri ile hakkını yasal yollardan arayacağını belirtti. Bu kervana, dış mihrakların becerisiyle pozitif kurbanı olan Akhisar ve dolayısıyla Yılmaz Vural eklendi... Çünkü Vural, dostça yaptığımız görüşmede; Altay maçıydı sanırım, bu karşılaşmadan bir gün önce son testte negatif çıktıklarını, buna rağmen maçta görev yapamadıklarını söylemişti üç oyuncusu ile birlikte...

Bu arada, Trabzonspor Başkanı Ağaoğlu'nu unutmayayım. O da mağduriyetini sertçe bildirdi. Erteleme öncesi lider olduklarını anlattı. Kulüpler Birliği toplantısında kararının da oy birliği alındığı değil de düşüncelerin alındığını vurgular bir açıklama yaptı.

Başa dönersek; TFF belki bugün değil, çoktan beri "özerk yapıda" değildi. Genel kurullar "seçim" ile değil "seçin" ile yapılıyordu. Bunu anladık. Bakan Kasapoğlu'nun toplantı başkanlığı ve açıklamasını da kulüplere verildiği varsayılan "parasal destek sözüne" dayanarak yorumlayabiliriz. Zaten biz ülke olarak, siyaseti hiç sevmeyiz ve futbolun içinde görmeye müthiş öfkeleniriz!

Buyurun o zaman; önce bayram, sonra da kulüplerimizin cenaze namazına...

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar