İsmail Kemankaş

Tezkere, bu kez tez geldi

02 Ocak 2020 Perşembe, 23:13

Yine bir tezkere, yine TBMM çatısı altında karşılıklı atışmalar... Ve yeni bir tezkere oylaması. Tarih bu kez tekerrür etmedi ve 1 Mart 2003 tezkeresi reddedilmişken, 2 Ocak 2020'de bu kez tezkere güle oynaya onaylandı. Skor da oldukça yüksekti. 325 kabul, 184 ret... Çünkü tarih eski tarih değildi. Çünkü TBMM eski gücünü yitirmişti, sadece "onay makamı" rolü biçilmişti. Çünkü milletin vekilleri hür iradesini kullanmaktan uzaktı. Böylesine önemli bir tezkere oylamasında konuyu derinlemesine açıklaması gereken bir bakan da yoktu. Çünkü bakan artık halk oyuyla seçilmiyor ve TBMM'de hesap vermesi gerekmiyordu. Bu kez oturum açık yapılıyor ve TV ekranlarından yayınlanıyordu. Çünkü her türlü plan, program, Türkiye'nin Libya'daki işlevi, nasıl olsa açıkça anlatılmayacaktı. Tezkere ile yetki isteyen Cumhurbaşkanı'nın da TBMM'ye gelerek bilgi vermesi gerekmiyordu. Çünkü... çünkü... çünkü halkımız veya necip milletimiz yaşarken tüm haklarını bilerek kullandığı için (!) Türkiye'nin rejimi de halk oylaması ile belirlendi! Bu belirlemenin sonucu da karşımıza bugünkü TBMM ortaya çıktı.

Öyleyse; bu oylama yapılmasa bile bu yeni sistemde Libya'ya asker giderdi. Kim karşı çıkabilirdi ki?

Daha önce karşı çıkanları, akıbetlerini hatırlamak adına, sizi 12 yıl öncesine götüreceğim. O dönemde sade vatandaş olan, 1 Mart Tezkeresi oylaması sırasında "Başbakan Yardımcısı" gibi bir sıfatı olan Ertuğrul Yalçınbayır ile 2008 yılında yaptığım söyleşiden bir parçayı, virgülüne dokunmadan aynen sunuyorum:

"Bursa milletvekilleri arasında Başbakan Vekilliği ve Yardımcılığı makamına ulaşan tek isim... (şimdi iki oldu) Cumhuriyet tarihinin en önemli virajlarından '1 Mart Tezkeresine' hayır oyu vererek, kendi ifadesiyle 'Türkiye'nin kan gölüne dönmesini engelleyenlerin başında geldi...' Tek bir kusuru var; O'na lider dayanmıyor... Doğruyu söylüyor ama... Gerisi bildiğimiz bir son... Ertuğrul Yalçınbayır'ın ağzından yakın geçmişin önemli siyasi olayının gizli yönlerini belki de ilk kez duyuyoruz.

Ertuğrul Yalçınbayır, 1 Mart 2003'te TBMM'nin yaptığı tezkere oylamasını ve o günlerde yaşananları unutamıyor. 'Hayatımın en zor süreci' dediği bu dönem içinde yaptıklarından pişman değil. Bu sayede Türkiye'nin sıcak savaşın eşiğinden döndüğünü, bunun sonucu bazı kazanımları da olduğunu ifade ediyor. Bunları söylerken, 'Başbakan Yardımcılığı' makamını kaybettiğini de unutmuyor.

- Sayın Yalçınbayır süreç nasıl başlamıştı?

- 2002 Aralık ayında MGK'dan bir karar çıktı. Uluslararası bir meşruiyet oluşması halinde ABD'ye destek verilmesi isteniyordu. Oysa BM'den böyle bir görüş çıkmadı. Hukuksal ve demokratik bir meşruiyet yoktu ABD'nin talebinde... İnsanlar ölecekti, aç kalacaktı. Bağdat'ın Farsça'daki anlamı Allah'ın nimet verdiği yerdir... Buna olur vermek olmazdı tabii... Bu arada, Japonya seyahatimiz oldu. Onlara Hiroşima'yı anımsattım. Amacım bu harekata tepki verilmesini sağlamaktı. Werhaugen ile tartıştık. AB'den bu konuda güçlü ses çıkmıyordu çünkü...

-Hükümet içinde tepkiler ne yöndeydi?

-Bakanlar Kurulu'nda sürekli tartışıyorduk. Bir bakan bana, 'Sadece sen mi barıştan yanasın' dedi. Bakanlardan Mehmet Aydın istifa dilekçesini yazdı koydu. Hüseyin Çelik karşı olduğunu beyan etti. Ben ise 4 seçenek sundum. Ya karara muhalefet şerhi koyacaktım, ya bir cümle ilave edecektim. İstifa da bir yoldu... Ya da Cumhurbaşkanı beni azledecekti. Hiçbirinin teamüllerde yeri yokmuş. Ortada kaldı böylece...

TBMM Genel Kurulu'nda söz alarak bu tezkerenin tartışıldığını gösterelim isteğimi Başbakan'a ilettim. O da sadece 'Hukukun üstünlüğünden söz et lütfen' dedi... Grup toplantısında ise konuşturulmadım. Abdullah Gül, 'Ben imzaladım, Hükümette de geçmesinden yanayım' dedi. Tayyip Bey 'Geçmezse ekonomik sıkıntı yaşarız' cümlesini sarf etti. Grupta 50-60 oyla tezkere kabul edildi.

-TBMM Genel Kurulu'nda neler yaşandı?

-Kapalı oturum yapıldı. Oylamada Hüseyin Çelik yurt dışındaydı, vekaletini başka bakanlar istedi ama vermedim. Ben ret oyu kullandım onun adına da... Sonuçta kabul fazla çıktı ama çekinser oyları toplayınca ret fazla oluyordu. Başkan buna dikkat etmedi, 'Tezkere geçti' dedi. İtiraz ettik, örnekler verdik ve ret kararı onaylandı.

-Bu karar Türkiye'ye ne kaybettirdi ne kazandırdı?

-O günlerde ABD desteğini kaybettiğimiz söylenerek büyük kayıp var dendi. Oysa İKO Genel Sekreterliği Türkiye'ye o karardan sonra geldi. Günümüzde BM Güvenlik Konseyi Geçici Üyeliği kazanıldı. Hep o oylamanın sonucudur. Bundan da önemlisi Türkiye kan gölüne dönebilirdi...

-O gün ret veren AKP vekilleri daha sonra seçildi mi?

-Bir kısmı seçildi. Ama bizim gibi önderlik yapanlar parlamento dışında kaldı."

12 yıl önce TBMM işte böyle bir yapıya sahipti. Üstelik İktidar Partisi'nin vekillerinin çoğu ilk kez böyle bir ortamı yaşarken...

Dün ve bugünü kıyasladığımızda, iki tezkere arasındaki farka baktığımızda, demokrasi çıtamızın yüksekliğini rahatça ölçebiliyoruz sanırım!

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar