İsmail Kemankaş

Vergiye vergi, çukur kahveyi gerdi!

13 Şubat 2020 Perşembe, 23:17

Aradan sadece on gün geçmiş, bana haftalar gibi geldi...Ne de olsa baba ocağının bulunduğu mahalle ve yanındaki çukur kahve...Dayanamadım, bizim ahali ne durumdadır diye uğrayıverdim.

Öğle arasıydı sanırım, herkes on beş metrekarelik alana sıkışmış, soğuktan korunmaya çalışıyordu. Sadece bir masada oyun vardı. Onlarda, servis saatini bekleyen minibüs şoförü arkadaşlardı. Yancılardan biri ortaya bir laf attı, oyunu iyice gerdi... "Duydunuz mi, haberlerde söyledilar, bizim araba vergilerinin peşine bir vergi daha takmişlar. Hani her yıl veriyruz ya, onun yüzde on kada yol ilan trafik payi alacaklarimiş. Siz daha oynayin bakalim ha burada..."

Oyun tatlı ama, konu da oldukça oturaklıydı. Sesler birbirine karışıverdi bir anda, Rizeli esnaf İshak "bağa bak, burada siyaset yapma, oyle şey olurmi, verginin vergisi nerde görülmiş... Atma kafadan" Bu ani çıkışa ani bir cevap çok kısa sürede geldi. Ama destekler biçimde İshak'ı...Çünkü cevabı veren kardeşi şoför Hamza'ydı. " Siz dua edin Bursada otiriysiz...İstanbul ne etsin? Bursa eyidir eyi...Bakın işinize..." Ortalık yatışır gibi oldu ama, içeri yeni giren ve çayını Şükret'e fısıldayarak söyleyen mahallenin gamlı şairi İsrafil, kasıntı bir eda ile ve o gruptan farkını gösterir gibi taşı gediğine oturttu. " Konuştuklarınızı dışarı çıkan Oğuz'dan duydum. Al çocukları götür okula, sonra da gel kahveye otur. Ne güzel Bursa bee... Sonra da siyaset yapma de...Var mı böyle bolluk? Avrasya Tüneli için mütayite garanti vermişler. Hem de geçişe yüzde 50 den fazla zam yapmışlar. Geçen ödüyo, bizim gibi İstanbul'a gitmeyenlerden alınan vergilerle, tüneli yapan adama geçmeyen aracın getireceği gelir kadar para ödeniyo...Bunu da ben söylüyom. Siyaset bunun neresinde kardeşimmm..."

İşin rengi değişmişti. Olay geldi Bursa-Rize çatışmasına döndü takıldı. Ortam elektrikleniyordu yavaş yavaş... Kenarda sessizce gazete okuyan mahallenin en delikanlı yaşlısı Münir sesini yükseltti... Bursa-göçmen karışımı şivesiyle "Deli Dumrul'u duydunuz mu hiç ? Sanmıyom ama, sorayım dedim." Ses çıkmayınca anlatmaya başladı Münir. "Zamanın birinde bu deli Dumrul var ya, bir köprü yaptırmış. Geçenden otuz, geçmeyenden de kırk akçe alırmış da kimse sesini çıkaramazmış. Siz de ona ve dövdüğü adamlara benzediniz şimdi ..."

Böyle bir cümle, hele hele 50 yıllık çukur kahvede değil, kavgada bile söylenmezdi. Bunu gören ocakçı Şükret devreye girdi, havayı soğutmaya çalıştı! "Boşverin bunları, seçim olsun görün bak Gelecek bir gelecek, bitirecek işi" Allahtan kimse bir şey anlamamıştı.O sırada sigarasını içip de tekrar içeri giren İşletmeci Oğuz bile çözemedi ilk anda bu cümleyi, sonra da sordu "Şükret ne gelecek yahu, söyle de bilelim" O da gülerek yanıt verdi, ortam yatışmış herkes Şükret'in ağzından çıkacaklara kilitlenmişti. "Oğlum amma cahilsiniz. Gelecek Partisi var ya onu söyledim. Hani Davutoğlu kurdu da AKePe'den bazı vekilleri yanına aldı ya..."

Hadi ordan sesleri yayıldı bir anda küçük kahvede... O ana kadar sesi çıkmayan memur emeklisi ve kahvenin yeni sakini olduğu söylenen zat devreye girdi ve

"Yeni partiye ne hacet... Halimizden memnunuz, bakın Tarım ve Orman Bakanı '2002 yılında kişi başına düşen et miktarı 6 kiloydu, şimdi 15 kilo tüketiyoruz' diyo, demek ki gelirimiz artmış."

O tek masada bile oyun durmuştu. İşler giderek karışıyordu. Birden kapı açıldı, "çabuk ol içersi soğuyo"sesleri arasında marangoz Tufan kendini köşedeki masanın kenarına attı. Etrafına bakındı neler konuşulduğunu anlamadan ve her zamanki gibi, kiminin sinirini hoplatacak, bazısının da gülme krizini tetikleyecek bombayı patlattı. "Duyduk duymadık demeyinnn...Kur'an kursları yapılırken bir tuğla taşıyana, cennette bir ev verilecekmiş. Bakarsınız yanında bir de..." der demez Tufan'ın sırtında bir yumruk patladı. Biraz sendeledi, sonra arkasına döndü baktı Rizeli şoför Hamza'yı gördü. "Oğlum ne vuruyon. Ben uydurmadım bunu, bütün gasteler yazıyo... Diyanet'in Reisi söylemiş. Adam yalan söylicek değil ya?" cevabını yapıştırıverdi. Kahve ahalisinin çoğu buna güldü ve çayların tazelenmesi ile konu da kapandı. Ben de siyasetin bu kadar koyu olduğuna şaşırarak çukur kahveden ayrılıp Bursaray'ın yolunu tuttum.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar