Mustafa Gültekin

Bozbey'i bir güzel harcadılar!

27 Temmuz 2020 Pazartesi, 21:59

Enbursa.com ailesi olarak

Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'i ziyaret ederek başladık güne. CHP kongresinden, Covid salgınına, Bursaspor'dan, kentsel dönüşüme, Yunuseli Havaalanı'ndan kaçak yapılaşmaya kadar birçok konuda sohbet ettik. Ayrıntıları Enbursa'nın haber sayfalarında bulabilirsiniz.

Biz gelelim

CHP'nin hafta sonu gerçekleştirdiği kongreye. Yerel seçimlerde büyük başarı kazanmış bir isim olarak beklendiği gibi Kemal Kılıçdaroğlu yine ve bu sefer daha büyük bir delege desteğiyle genel başkan seçildi. Fakat listeler pek beklendiği gibi olmadı. En basitinden Bursa'da Mustafa Bozbey'in listeye gireceği beklentisi vardı. Turgay Başkan'a bunu sorduk. "Genel Başkanız, Mustafa beye başka bir görev verebilir" dedi. Aynı soruyu Mustafa Bozbey'e de sordum. Bozbey, "Evet, kamuoyunda böyle bir beklenti oluştu. Fakat ben zaten aday değildim. Haa, genel başkanımız bir görev verseydi görevden de kaçmazdım..." dedi. Bozbey ayrıca, kendisine "başka bir görev" verilmesinin halihazırda söz konusu olmadığını da ifade etti.

Seversiniz, sevmezsiniz,

Bu başka bir konu fakat Bursa'da, "CHP" denince akla ilk gelen isim olan ve hatta partisinin üzerinde bir seçmen desteği bulunan Mustafa Bozbey, neden listeye konulmamış olabilir? İşte bu sorunun cevabı, aslında partiyi tıkayan, iktidar olma ümidini zayıflatan bir hastalığın işareti. Kılıçdaroğlu da bu açmazın farkında olacak ki; "iktidar kongresi" adını verdiği kongrede "dostlarımızla iktidar olacağız" itirafında bulundu. "Dostlarımızla İktidar" ifadesi yüzde 51 için bir zorunluluktan hareketle hoş karşılanabilir ama bu aynı zamanda, "tek başımıza iktidar olamayız"ın da açık itirafı değil midir? Peki, ya dostlarınız size ne kadar dost olacaklar, bu belli mi?

Kabul etmek lazım,

Kılıçdaroğlu, öteden beri CHP'nin geniş halk kesimleriyle arasında bir "doku uyuşmazlığı" olduğunu gördü ve bu duvarları yıkmak adına önemli adımlar attı. Kılıçdaroğlu'nun, "biz de hata yaptık" özeleştiriyle başlayan dönüşüm, CHP'nin yüzünü daha çok halka çevirmesine neden oldu. 15 Temmuz'da sokaklara çıkmak yerine evde oturmayı tercih ederek lider olma fırsatını tepmiş olsa da, vesayete karşı sergilediği duruşla CHP'yi siyasetin bir üst ligine taşımayı başardı.

Nitekim,

Açıkladığı 13 maddelik manifesto, eksikleriyle birlikte bu dönüşümün son halkası olarak hayli dikkat çekti. Açık söylemek gerekirse, Kılıçdaroğlu, doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef almak yerine, Ak Parti'nin zayıf yanlarını eleştirerek rakibe koz vermiyor artık. Bu tutumla CHP ezberleri bozuyor. Üstelik, Ak Parti'nin adam azalttığı, içe kapandığı bir dönemde CHP'deki bu değişim daha çok fark ediliyor.

Şimdi gelelim 13 maddelik manifestoya.

Uluslararası ilişkiler noktasındaki söylemi yeterli bulmadım. Doğrusu, daha vizyonlu bir dış politika açılımı beklerdim. Zira sadece Arap ülkeleri ile zaten var olan platformlara bir yenisi ekleneceği söyleniyor. Mesela, Çin konusunda, Brexit sonrası İngiltere ile ilişkiler, AB'nin geleceği, ABD-Rusya-Çin arasındaki gelişmeler, Doğu Akdeniz ve daha ileri bir adım olarak yeni dünyanın oluşması adına kurulan masanın neresindeyiz gibi konularda ne düşünüyor CHP, bilen var mı?

Öte taraftan,

Kamu ve özel sektör işbirliğiyle yapılan hastane, köprü gibi yatırımların kamulaştırılması kulağa hoş gelebilir. Ancak bunun uluslararası mahkemelere dava konusu olabileceği, bu yolla Türkiye'nin tazminatlarla kardan çok zarar edebileceği de hesap edilmiş midir?

Kılıçdaroğlu'nun,

Uzmanlık alanının vergi olduğundan mütevellit, "Bağımsız Vergi İdaresi" önerisinin özellikle altını çizmek isterim. Evet, bu sistem ABD'de son derece etkili çalışıyor ve ABD'de vergi kaçırmanın büyük bir suç olduğu da biliniyor. Türkiye'de vergisi sisteminin adaletli olmadığı, kayıt dışı ekonominin çokluğu ve dolaylı vergilerin yüksekliğinden dolayı böyle bir sistem önerisi yapılmış olabilir. Ancak vergiyi hakkaniyet ölçüsünde tabana yaymadan kurulacak bir bağımsız vergi otoritesinin ekonomide meydana getireceği daralma ve bunun nasıl aşılacağı da düşünülmüştür herhalde.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş, tamam,

Ama bu sistemin zayıf yanlarının neler olduğu, nerelerde nasıl bir güçlendirme yapılacağına dair derinlikli bir değerlendirme yok ortada. Bir diğer başlık, Kamu İhale Kanunu'nun AB standartlarında yeniden ele alınması konusu ki; bu hem Türkiye'nin devlet satın alma gücünü artıracak hem de Türk şirketlerinin AB ülkelerinde büyük işler almasının önünü açacak doğru bir yaklaşım olduğunu ifade etmek isterim.

CHP'nin, uzun yıllar,

Kürt seçmenin oyunu alamadığı biliniyor. Kongrede, "Kürt Sorunu'nun Çözümü" başlığının gündeme getirilmesi, Kürt seçmenden oy beklentisini öne çıkarıyor olsa da önemli/değerli buluyorum. Lakin Kürtlerin, Türkiye'de ne gibi özgürlük sorunları yaşadığı belirtilmemiş. Sorun tespit edilmeden çözüm nasıl bulunacak belli değil.

"Liyakat" konusu,

Özellikle son zamanlarda Ak Parti'nin adeta yumuşak karnı. Bu tarihi çuvallama üzerine ne söylense, ne yapılsa toplumda karşılık bulacağı kesin. Yine, eğitim alanında da Ak Parti'nin başarılı olduğu söylenemez. CHP'nin bu iki sorunlu alanı yeniden düzenleme vaadi elbette ki; bir avantaj sağlayacaktır.

Ak Parti'nin

Sınıfta kaldığı alanlardan birisi de "şeffaflık" konusudur. Sayıştay'ın gerçek işlevine kavuşturulması, TBMM Kesin Hesap Komisyonu Başkanı'nın muhalefetten olması şeffaflık adına önemli bir adım olacaktır. Dahası, seçim barajı, ifade özgürlüğü, medya özgürlüğü, kuvvetler ayrılığına dayalı yargı bağımsızlığı gibi başlıklar ise hemen herkesin hemfikir olduğu konulardır. CHP'nin bu sorunlu alanlara el atması, elinin güçlendirecek dikkat çeken adımlar olarak karşımıza çıkıyor.

SON SÖZ:

Yeniden başa/başlığa dönecek olursak. CHP'nin bütün açılım hikayelerine rağmen parti yönetimine Bursa'dan giren üç isme bakın. Üçü de aynı renkte kişiler ve bu şehirde hitap ettikleri çevre bir elin beş parmağını geçmeyecek mahiyettedir. Ne yazık ki; tek renge esir bir görüntü veren CHP'de, farklı bir renk olan Mustafa Bozbey'in bir güzel harcandığını söyleyebiliriz. Bozbey'i harcama operasyonu yerel seçim sürecinde başladı üstelik. Listeye alınmayarak son darbe de vurulmuş oldu. Süreç ne getirir bilinmez fakat partiye hakim bu tek renk, önümüzdeki seçimlerde Bozbey'in olası adaylıklarını da engelleyerek, bir bakıma "altın vuruş" yapıp, nihai hedefe varmak isteyecektir.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar