Mustafa Gültekin

"Geri al, geri al"

03 Ağustos 2020 Pazartesi, 22:08

Cumhurbaşkanı Erdoğan,

Partisinin il teşkilatlarıyla bayramlaşırken video konferans esnasında prompter takıldı. Erdoğan'ın, danışmanlarına, "geri al, geri al" diye seslenmesi sosyal medyada konuşmanın içeriğinden daha fazla gündem oldu.

Danışmanlar

Geri aldılar ve Erdoğan yazılı konuşmasını tamamladı. Keşke hayat her takıldığında, "geri al" diyebilsek. Keşke yanlış yaptığımızda geri alabilsek. Fakat ne mümkün. Moda tabirle, "öyle bir dünya yok"

Hoş, Erdoğan gibi,

İlk gençlik yıllarından beri teşkilatın çekirdeğinden yetişmiş, söz ustası bir liderin bayramda teşkilatıyla prompterden yazılı konuşmasının anlamını da anlamış değilim doğrusu. Yazık ki; konuşmalar da sanallaşıyor ve tesir etmiyor. Yani, gerçekler sözde kalıyor.

Fakat her şeye rağmen,

Ak Parti teşkilatları, prompterden yazılı da olsa Erdoğan'ın diri bir nefesle söylediği sözleri can kulağıyla dinlemiş ve ümit diliyle okumuşlardır umarım. Zira o teşkilatlar, yenilgi yenilgi kazanılmış bir zaferin omuzlarına yüklediği yakıcı sorumlulukla keşfetmesi gereken bir mazileri ve yeniden fethedilecek bir atileri olduğunu asla unutmamalılar.

Gelin, Erdoğan'ın sözlerine birlikte bakalım şimdi.

"Tek görevi Ak Parti'ye ve şahsıma husumet olan bu siyaset tarzının etkilediği her bireyi büyük ve güçlü Türkiye davasına kazandırmak için daha çok çalışmamız gerekiyor..."

Evet, söz güzel ama kimse kusura bakmasın, kısmen çabalayan istisnaları ayrı tutarsak, ben bu bilinçte, bu liyakatte ve böyle bir aşkla çalışan bir teşkilat göremiyorum ortalıkta. Bırakın, husumet duyanların etkilediği her bireyi kazanmayı, içine hakkı, liyakati, vefayı koymadan atılan adımlar yüzünden kazanılmışlar bile birer ikişer eksilir oldu bu partide.

Öte yandan,

"Ne zaman partilerden bir parti haline dönüşür, kişisel hesaplarımızı davamızın önüne çıkartırsak işte o gün misyonumuzu kaybettik demektir. Ne zaman arkamızdaki dua ordusunun amin nidaları kesilmeye başlarsa işte o gün gittiğimiz yolu ve kendimizi sorgulamamız gereken vakitteyiz demektir. Ne zaman mazlumların ve mağdurların yönünün bize değil de başkalarına döndüğünü görürsek işte o gün gerçekten hüsrandayız demektir..." diyor Erdoğan.

Merak ediyorum,

Ak Parti'de sorumluluk makamında oturan kaç partili bu sözleri yüreğinde hissedecek, hüsranı görecek, kendisini sorgulayacak ve gerçek manada gereğini yapmak için umut saçan esaslı adımlar atacak.

Hele ki; Erdoğan'ın,

"Her bir arkadaşımın gece gündüz uyku tutmaması gerekiyor. Kendini milletin üstünde gören, gönül kazanmak yerine gönül yıkan, toparlamak yerine dışlayan kişiden AK Parti teşkilat mensubu olamaz..." şeklindeki, dudak uçuklatan, baş döndüren kılıç gibi sözleri kaç Ak Partili makam sahibinin yüreğini dilecek, kaçının vicdanını kanatacak ve kaç kişi siyasetine amentü yapacak?

Ve dahi, Erdoğan'ın

"Şehrinde gönül kapısını çalmadığı, davasını anlatmadığı, desteğini almadığı veya kalbini yumuşatmadığı tek bir kişi dahi kalmış olan teşkilat mensubumuz kendini vazifesini hakkıyla yerine getirmiş sayamaz..." sözlerini başta Bursa teşkilatları olmak üzere her Ak Partili yetki sahibinin kendisine sormasını, samimiyetle cevaplamasını isterim.

Fakat bu soruları,

Sadece ilçelerde, illerde görevli teşkilat mensuplarının kendisine sorması yetmez. Daha önce de yazdım. Ak Parti'de, aklıselim bir heyet, fazla değil geriye doğru son iki-üç yıla bir baksa ve nereden nereye gelindiğinin fotoğrafını çekse sorunlar ve çözüm yolları çok net olarak görülecek.

Şöyle bir bakalım,

Erdoğan, teşkilatlara en son "gönül kazanalım" dediğinden bugüne kaç gönül kazanılmış kaç gönül kaybedilmiş bilen var mı? Özellikle not ettiğim için iyi hatırlıyorum, Erdoğan, geçen sene, "Genel merkezimizin koordinasyonunda, şehirlerimizin her birinde il başkanlarımızdan başlayarak partimizde hizmet etmiş tüm kardeşlerimizi yeniden bir araya getirecek bir gönül seferberliğini başlatıyoruz..." demişti. Ne oldu o seferberliğe? Yine, Erdoğan, üstüne basa basa, "Ülke genelinde hizmet eden dava adamlarının emeğini, kibirleri boylarını aşanların kaprislerine feda etmedik, etmeyeceğiz..." demişti. O günden bugüne kaç dava adamı, kibri boyunu aşanların kaprisinden kurtarıldı?

SON SÖZ:

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, bu bayram olduğu gibi çok defa güzel sözler söylemiş, yerinde uyarılarda bulunmuş olmasına rağmen kaybetmek pahasına bu gerçeklerin görülmüyor ve gereğinin yapılmıyor olması anlaşılır gibi değil. Hangi akıl buna razı oluyor, hangi irade, neden bunu istiyor anlamış değilim. Keşke Erdoğan, "geri al, geri al" talimatını siyasi süreç için de verse ve gidişat biraz geri alınabilse. Belki o zaman Ak Parti hangi yol ayrımında yanlış yöne saptığını görür, eksikleriyle yüzleşir ve kendine dair kanaati değişir. Aksi halde, bütün güzel sözlere rağmen partinin gerçeklere bakışının değişmediği ortada. Açık söylüyorum, gerçekler sözde kalırsa, sözler de yük olur insana. Umarım yanılırım fakat tıpkı önceki güzel sözler gibi bu altı çizilesi sözler de uçup gidecek ve geriye benim gibi dertlilerin hüznünden mülhem naçiz satırları kalacak.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar