Mustafa Gültekin

Kim bu adam?

04 Ağustos 2020 Salı, 22:44

Bir insan düşünün,

Çocukluk yıllarında çobanlık yapsın, mahallenin çocuklarına kitap kiralayarak harçlığını çıkartsın. Bir gazetenin açtığı ilkokullar arası bilgi yarışmasında birinci gelsin ve sonraki yaşamında girdiği hemen her sınavda birincilikleri kimselere bırakmasın.

Anadolu'nun,

Hemen her kavruk yüzlü çocuğu gibi bırakın İstanbul'u Ankara'yı, bağlı olduğu ile bile gitmeyi hayal etmezken, devlet bursuyla Amerika Birleşik Devletleri'nde okusun. İşin bu tarafını, "kişinin zengin veya fakir olması önemli değil; kişinin doğudan veya batıdan olması da önemli değil. En fakir bir çocuk çalışkan olduğu sürece başarabiliyor. Türkiye'de çalışan, gayret gösteren engelsiz yükselebiliyor..." sözleriyle "ülkeme hayranım" diyerek değerlendirsin.

Bu insan,

Dört yıllık fakülteyi iki buçuk yılda bitirsin ve bir taraftan da okuduğu okulun lokantasında çalışarak ihtiyacı olan parayı kazansın.

Askerlik için

Türkiye'ye geçici süreliğine gelmiş olmasına rağmen ABD'ye dönmemeye ve artık ülkesinin kalkınması için çalışmaya karar versin. Boğaziçi Üniversitesi'nde çalışmaya başlasın. Bir süre sonra İçişleri Bakanlığı'nın teknik danışmanlığına atansın, bakanlığın ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nün ilk defa bilgisayara geçiş çalışmasını başlatsın.

Daha sonra,

Başbakanlık Müşavirliği'ne atansın ve neredeyse hükümet üyelerinden bile fazla göz dolduracak işlere imza atıp ülkede belki de ilk defa müşavirlik koltuğunun hakkını versin. Zira Türkiye'de öteden beri iş bulamayan partililer ve ahbap-çavuşun istihdam edildiği bir alan olmaktan öteye geçemedi bu makam.

Başbakan tarafından

Bakan yapılmak istenmesine rağmen, dönemin Cumhurbaşkanı darbeci Kenan Evren'in karşı çıkması sonucu olamasın.

Bu adam bir gün,

O güne kadar örneğine pek rastlanmayan ve o günden sonra da rastlanma ihtimali oldukça düşük olan büyük bir işe imza atsın. Kendi partisinden bir bakanın, bir şirket sahibinden rüşvet istemesini teyp kaydıyla tespit/ispat ederek o bakanın Yüce Divan'a sevk edilmesini sağlayıp adını dürüstlük abidesi olarak Türk siyasi hayatına altın harflerle yazdırsın.

Hemen akabinde,

Seçimlerde milletvekili seçilsin ve KİT'lerden, TRT'den sorumlu bakan olsun. Çiftliğe dönmüş TRT'ye neşter vursun, görüşü, görünüşü ne olursa olsun liyakat esasına göre atamalar yapsın. Partizan tutum sergilemediği için kendi partisinin vekillerinin de desteklediği bir gensoruyla boğulmak istenmesine rağmen muhalefet partilerinin oyuyla bu gensoru reddedilsin.

Oturduğu bakanlık koltuklarında

Sadece "bakan" değil aynı zamanda "gören" de olduğu için dönemin Başbakanın eşiyle ters düşsün ve kabine dışı bırakılsın. Fakat, O'nu kabine dışına iten Başbakan, "kabine dışı kalıp, arkamdan laf etmeyen tek kişidir" diyerek övgüyle hakkını teslim etsin.

Alınan erken seçim kararında,

Bakan olmasına rağmen partisinin yeni genel başkanı O'nu, harcamak için muhalefetin güçlü olduğu bir yerden, partisinin tek vekili zor çıkardığı bir bölgede ikinci sıradan aday göstersin. Ama O, tercihli oy sisteminde adeta rekor kırarak yeniden birinci sırada seçilmeyi başarsın.

Bu adam,

Kamu vicdanını zedeleyen kıyak emekliliği veto ettirsin ama daha sonra yeniden çıkarılınca maaşının kıyak kısmını Maliye'de bir fona bıraksın. Elim bir kaza sonucu genç yaşta vefat ettikten sonra dönemim Meclis Başkanı, çocuklarını davet edip, "isterseniz yasa çıkaralım ve siz tam maaş alın" teklifinde bulunsun. Fakat çocukları, "babamız bize temiz bir soyadı bıraktı" diyerek bu teklifi reddetsin.

SON SÖZ:

"Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, Kafdağı'nın doruğu sisle duman içinde. Masal masal matladı, keçi yardan atladı, serçe bir nara attı, filin ödü patladı..." diye başlayan bir masal tadında anlatmış olsam da, bu bir masal değil. Gerçek. Bugün, liyakati el vermediği halde bir kişinin birden fazla görevlere atanıp her birinden yüklü maaşlar aldığı ve ne alanın ne de almasına vesile olanın yüzünün bile kızarmadığı bir dönemde, bu sarsıcı gerçeğin masal sanılmasına şaşırmamak lazım. Fakat bize gerekli olan tam da bu gerçekler değil mi? Peki; kim bu gerçeğin kahramanı? Bilenler bildi. Çıkaramayanlar ise araştırıp bulacaktır umarım.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar