Mustafa Gültekin

Türkiye'nin şikayet ile imtihanı!

24 Temmuz 2020 Cuma, 22:21

Baba, oğluna dedi ki,

"Liseden üstün başarı ile mezun oldun Mike, işte yıllar önce senin için alıp garajda sakladığım arabanın anahtarları burada. Ama sana vermeden önce onu şehir merkezindeki kullanılmış araç parkına götür ve onlara satmak istediğini söyle ve sana ne kadar teklif edeceklerini öğren."

Mike, kullanılmış araba parkına gitti,

Babasına geri döndü ve dedi ki, "Bana 1000 dolar teklif ettiler çünkü araç çok yorgun görünüyormuş."

Baba dedi ki,

"Şimdi onu rehin dükkanına götür."

Mike, rehin dükkanına gitti,

Babasına geri döndü ve dedi ki, "rehin dükkanı 100 dolar teklif etti çünkü çok eski bir araba olduğunu söylediler."

Baba bu kez oğlundan,

Şehir merkezindeki araba kulübüne gidip onlara arabayı göstermesini istedi.

Mike, arabayı kulübe götürdü,

Geri döndü ve babasına dedi ki, "baba buna çok şaşıracaksın, kulüpteki bazı insanlar araba için 100.000 dolar teklif etti, çünkü bu bir Nissan Skyline R34'müş, dünyada sadece 27 tane kalmış ve koleksiyonerler bu araca çok değer veriyormuş.

Baba, oğluna dönüp dedi ki,

"Doğru yerin seni doğru şekilde değerlendireceğini görmeni istedim. Takdir edilmiyorsan sakın üzülme, bu sadece yanlış yerde ve yanlış insanların arasında olduğun anlamına gelir. Değerini bilen, seni anlayan ve fikirlerine önem veren kişiler varsa doğru yerdesin demektir. Asla kimsenin değerini anlayamadığı bir yerde gereğinden fazla zaman geçirme..."

***

Evet,

Araba veya herhangi bir eşyanın değerini bilen biliyor da, merak ediyorum insan değerinin bilineceği bir bilgeliğe ne zaman erişeceğiz?

O kadar çok yanlış insan seçimi yapıyoruz ki;

Liyakat kantarında tartılmadan atanan Türk Tarih Kurumu Başkanı bir ay içinde istifa edecek noktaya gelebiliyor. Kızılay gibi bir kurumun başına, deprem anında aklına sadece "halktan para isteme" fikri gelen ve bu yüzsüz davranışıyla hem milletin vicdanını yaralayan hem de iktidarın itibarını zedeleyen birisi atanabiliyor.

Bunlar bir şey değil,

İnsanın asıl içini acıtan ise seçicicin bazı insanların kalitesini, değerini, nereye atanırlarsa neleri başarabileceğini bildiği halde seçmemesi. Haliyle insanın aklına takılıyor, bu korku neden? Açık söyleyeyim, bu soru tam manasıyla cevabını bulmadan Türkiye'nin şikayet ile imtihanı asla bitmez. Her şeye rağmen ümidimi korumak istesem de, ben bu sorunun cevabının verilebileceğini, gereğinin yapılabileceğini pek sanmıyorum.

SON SÖZ:

Peki, beni bu denli ümitsizliğe sürükleyen sebep ney? Anlatayım. Birkaç gündür, muhalefetin muhalefetsizliğinden, Ak Parti'nin muhalefetsiz iktidar olma yükünden bahsediyorum. Mesela, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin, iki yılını değerlendirdi. Üstelik, Erdoğan bu değerlendirmede, "Biz yaptık, en doğrusu bu gibi inatlaşmaya gitmeyeceğiz" diyerek "eksiklerimizi hızla tamamlayıp aksaklıkları düzeltebiliriz" gibi hayli mühim bir açıklama bile yaptı. Gelin görün ki; bizim muhalefetten tık yok. Oysa muhalefetin de bu iki yılı değerlendirmesi, Erdoğan'ın bile kabul ettiği sistemin aksayan yanlarını dile getirmesi ve çözüm önerisi sunması gerekmez miydi? Muhalefet partilerine üye vatandaşlar! Şikayet etmekten vazgeçin ve partilerinizi biraz dürtün, uyansınlar artık.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar