Nail Özer

twitter.com/naylozer

Bir mevkutenin ölümü

12 Ekim 2019 Cumartesi, 15:34

O yazar, bir iş adamından o ilk ilanı istediğinde o mevkute ölmeye başladı...

O kasaba siyasetçisinin engellediği ilk haberden sonra, nabız yavaşladı. Öte yandan, kamu bütçelerinin arsız savurganlığından pay alma kurnazlığı da gazeteci kılığında başköşeye yerleşti. Böylece bazı haber ve köşe yazıları yazılmaya, bazıları da yazılmamaya başlandı. Derken mevkuteyi yöneten, kontrol alanının dışında gördüğü dijitalleşmeye sırt döndüğünde, bağışıklık sistemi çöktü. O sırada mevkutenin öleceğini fısıldayanlar da işten kovulunca, bu ölüm şekli, "yeni normal" oldu çıktı.

Mevkute ölmüş, ağlayanı yoktu uzun zamandır.

Zaten bu ölüm şekli, iktidar sahiplerinin her dönem tercihi olmuştur. Çünkü bilgiyi yaymanın aydınlatıcı ışığı, baş ağrısına neden oluyordu.

Ama hayat yerinde saymıyor.

Dijitalleşme ile bilginin yayılım hızı yeni ve güçlü bir ışık yarattı. İşte bunu engellemek mümkün değildi. Belki sınırlanır, belki üstü örtülürdü, ama engellenemezdi. Engellenirmiş gibi yapanlarla, başını kuma gömenler, endüstri 4.0'ın da ıskalanmasına neden olacak bir aymazlıkla işbirliğine girişiverdiler.

Para, İktidar, menfaat üçlemesi bomboş basılan mevkuteleri yıllarca besledi. Tirajları yüzde 80 kaybetmiş amiral gemisi pozlarında mevkuteler, havuzlarda yüzüp, durmadan su alan kâğıt gemilerdi aslında.

Bu gün deniz bitti.

Dijital mecralar 250 elli yıl ertelenemezdi. Sosyal medya ile herkes kendi televizyonunu, kendi radyosunu, hatta online gazetesini kurabiliyor artık. Kamu ihaleleri ile semirmiş bir patron olmaya gerek yok. Sosyal medya, vatandaş muhabiri yarattı. Gecenin herhangi bir saatinde, dünyanın neresinde olursa olsun bir habere ulaşma şansımız var. İktidarlar asla tam bir tahakküm kuramayacağı bir alan ile karşı karşıya artık.

Olsa olsa bilgi kirliliğini çoğaltıp, bulanık suda balık avlanmasını zorlaştırabilirler. Çünkü gerçekleri; bir gün ortaya çıkma huyları yüzünden hiç sevmezler.

Matbaa 250 yıl geç girdi bu coğrafyaya, kim ne kazandı? Kim ne kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor? Merak edenler bundan sonra ne kaybedilebileceğini geçmiş bu vaka üzerinden sorgulayabilirler.

Bursa'da yıllarca yerel basının gücü ve çeşitliliği ile övündük durduk. Bursa'nın sorunlarının çözümü için, yerel yönetici ve bürokratların reflekslerini tetiklediği, tüm zorluklara rağmen dördüncü kuvvet olarak gücünü koruduğu zamanları da hatırlıyoruz. Yerel medya kent aidiyetinin, kent kimliğinin gerektirdiği dayanışmayı sağlayan bir güçtü aynı zamanda. Bursa iş dünyası ve halkının yerel medya ile dayanışmasının olduğu güzel günlerdi doğrusu.

Mevkuteler, bir dalganın beyaz köpüğü olarak yok olup gitmeyi göze aldılar. Patronlar etkisini kaybeden bu silahları usulca yere bırakmanın hesaplarını yapıyorlar şimdilerde.

Biz de bir yandan yaşlı insanların hatırnazlığı ile içlenirken, diğer yandan "olacağı buydu" diye söylenerek, şahitliğimize devam ediyoruz.

Bakalım daha neler göreceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar