Nail Özer

Tribünlerden karton sesleri!

13 Haziran 2020 Cumartesi, 20:56

Gelecekte koltuğumuzu değil ekranımızı ayırtacağız tribünlerden.

Görüntümüzün olup sesimizin duyulacağı binlerce ekrandan oluşacak tribünler. Böylelikle bir stadyumun neredeyse bütün masraf ve alanları gereksizleşip, daha az alan ve daha az maliyetle daha çok kazandıracağız endüstriye. İstediğimiz kadar öfkelenip küfürlü tezahürat edilebileceğiz. Sadece önceden tanımlanmış kelimelerle küfürlü tezahürat yaptığımızda tribündeki ekranımızın sesi otomatik kısılacak. Ama merak etmeyin, siz evde öfkeli, küfürlü tezahüratınıza istediğiniz gibi devam edebilirsiniz.

Cep telefonu modelleri internet ile bütünleşmiş, türlü çeşitli uygulamalarla fonksiyonları artırılırken, görsel iletişim çağı başlıyor haberleri okuyorduk. Beklenenden hızlı geliyor artık gelmekte olan.

Gerçekten de dijital üzerinden görsel iletişim, hayatımızın her anına hızla yayıldı.

Zaten gelecek adına tahayyül dünyamıza giren kavram ve fikirler hayatımıza da hızla girip olağanlaşıyor artık. Gelecek dediğimiz ile dün dediğimiz arasındaki zaman giderek fanileşiyor.

Arenaların modern versiyonları oldu stadyumlar. Ortaçağ şehir devletlerinin prestiji olan yenilmez gladyatörlerin yerini, milyon dolarlık golcüler aldı. Tribünlerden haykıran taraftarların zafer tutkusu tatmin edilmeyince yaşananlar, arenada olan bitenlere benzemiyor mu?

Hakem, futbolcu ve kulüp başkanlarının sosyal, psikolojik infazlarını izliyoruz.

Kitlelerin ihtiyacı olan benlik ve aidiyet duygusu, adrenalin besleyici bir psikoz olarak koskoca bir endüstri yarattı: Futbol endüstrisi...

Aynı zamanda da siyaset ve ekonominin beslenme alanı haline gelen bu endüstri de pandemi ile birlikte bir çıkmaza girmişti. Ancak, özellikle ülkemizde, futbolun gerçekte bulunduğu çıkmaz, pandeminin neden olduğundan çok daha fazla zaten.

Borç batağında kulüpler,

Verimsiz alt yapılar,

Siyasetin gölgelediği resmi kurumlar ve

Manipüle edildiği inanılan liglerin giderek artan heyecansızlığı...

Şimdi seyircisiz olarak oynanacak maçlar. Pandeminin yarattığı belirsizlikler, zararın neresinden dönersen kârdır anlayışı ile azaltılmaya çalışılacak.

Taraftarların kartonlara basılmış fotoğrafları dizilecek koltuklara. Böylelikle 'kartondan' gelir modeli ile tamda yönetimin istediği taraftar tipolojisi gerçek oluyor; parayı veren ama sesi çıkmayan taraftar! Maçların seyircisiz oynanması, öncelikle yayıncı kuruluşa ciddi bir gelir anlamı taşıyor. Bunun kalıcı etkileri olacağına inananlardanım.

Devasa stadyumlarda binlerce insanın bir araya getirilmesinin geliri mi daha fazla? Yoksa yayıncı kuruluşun çeşitli kanallar üzerinden seyircisiz oynanacak maçların reklamdan sağlayacağı yayın gelirleri mi daha fazla olur?

Denebilir ki geliri falan boş ver, ruhsuz tribünlere oynanacak oyunun, futbolun ne geleceği olur ne zevki. Yine de emin olmamak gerek.

Dostoyevski'nin dediğini yabana atmayalım: "Önce biraz ağladılar, ama alıştılar şimdi a.... insanoğlu her şeye alışır."

Demedi demeyin.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar