Nail Özer

Turizm ve markalaşmada 'helva' zamanı

05 Şubat 2020 Çarşamba, 12:33

Bursa Turizm platformu bileşenlerince, 2019-2020 yılının performansını sunmak üzere bir basın toplantısı düzenlendi.

Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi, ilgili kamu kurumları ve sektörün bileşenleri yani TÜRSAB ve GÜMTOB gibi sivil toplum örgütleri bu platformda yer alıyor. Bursa Turizm Platformu ülkemizde, kent turizminin kalkındırılması girişimlerinde örnek ve gözde bir işbirliği modeli oldu.

Girişte söz ettiğim basın toplantısının satır başları şunlardı;

*Fuar yoluyla tanıtımlardan sonra, hedef destinasyonlara dönük dijital medya üzerinden ve fili ziyaretler tanıtımlar yapılacak Bursa için.

*Turizm geliştirme amaçlı kent planları hızla uygulanacak.

*Özellikle hanlar bölgesinin Turizme kazandırılması konusunda engel tanınmayacak.

*Bursa'ya gelen günübirlik turist potansiyeline ilişkin veriler bir yıl öncesine kadar tutulmuyordu, yeni yeni veriler elde edilmeye başlandı.

*İlk hedef günü birlik gelen turistin konaklamasını sağlamak bu oranı arttırmak.

*Haziran ayında "Bursa Gastronomi Fuarı" yapılması planlanıyor

Uzun yıllar havanda su dövdükten sonra, bir kentin turizminin gelişmesinin bir ortak akla ihtiyacı olduğu gerçeği kabul edilmiş görünüyor. Bu kabulün olumlu sonuçlarını da şu başlıklar altında toplayabiliriz.

*Turizm için havalı kararlar almak ve yüksek hedefler koymak değil, kararları ve planları uygulayabilmek sonuç getiriyor.

*Kent kimliğindeki turizm değerleri her biri bir proje olarak ele alınıyor.

*Yalnızca Kamu ve özel sektör işbirliği ile sağlıklı veri elde edilip, hedef belirlenebiliyor.

*Ortak sorunlar ortak çözümler üretilirse ortadan kalkıyor.

*Bursa'nın turizmde hak ettiği payı bir an önce alması için acil eylem plan gerekiyor.

Tüm bunlarla birlikte önemli bir konu daha var ki, o da unutulmayıp kendine bu süreçte bir yer bulmuş görünüyor; Kent Markalaşması

Yine Bursa Turizm Platformu bileşenlerin girişimleri ile BEBKA eliyle ihale edilen markalaşma tanıtımı daha hassas bir biçimde ele alınmalı.

Bu markalaşma sürecinin de Turizm Platformu'na benzer bir ortak akıl ile yönetilmesi gerekiyor.

Belki BTSO öncülüğünde "Bursa kenti Markalaşma Platformu" oluşturulmalı. Dünya kentlerinde uygulanan marka stratejileri incelenip tartışılarak, başlatılacak çalışmaların başarı ihtimali daha güçlü olacaktır. Bursa'nın marka vizyonuna ilişkin bir anayasa oluşturulması gerekiyor.

Markalaşmak, turizm hedefleri doğrultusunda kent yönetim vizyonu oluşturmaktan çok daha karmaşıktır. Sürdürülebilir olması gerekir. Markalaşma konusunda alınan karar ve ortaya konan hedeflerin bürokratik bakış açısını kaldırmaz. Bursa'nın bu anlamda da kaybedecek zamanı yok. Markalaşmanın turizm hedeflerinin bir parçası olarak değil, ayrı bir süreç olarak ele alınması gerekiyor.

Sonuç olarak ne demiştik; un var şeker var yağ var.

Üst aklın ortak akıl"mış" gibi davranmasından korunursak, Bursa kendi helvasını karacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar