Selahattin Adıgüzeller

sadiguzeller@gmail.com

Bir maske de nefsimize...

26 Mart 2020 Perşembe, 23:24

"Çalma" dedi...

Çaldık!

Hem de ne çalmak, malzemeden çaldık, teraziden çaldık, devletten çaldık, milletten çaldık, sevdiklerimizden çaldık, zamandan çaldık.

Çalmayı meslek haline getirdik, utanmak yerine bu yeteneğimizle her yerde kıvandık.

***

"Susma! Haksızlık karşısında susan dil şeytandır" dedi.

Sustuk!

Yanı başımızda kadına, çocuğa, doğaya, hayvanlara zulmettiler, tecavüz ettiler gıkımız çıkmadı...

Irkından, inancından, mezhebinden, renginden, yoksulluğundan dolayı işkencelerden geçerken insanlar sustuk.

Savaşlar, terör saldırıları yüzünden ölürken, evlerinden kaçarken ihtiyarı genci, sahillere vururken küçük Aylanların cesedi, sustuk!

"Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyerek bir köşeye pustuk.

***

"Yeme!" dedi...

Yedik!

Eşin, dostun, akrabanın, tüyü bitmemiş yetimin, alınteri kurumamış işçinin hakkını, yedik afiyetle...

Tıksırıncaya kadar yedik!

Yedikçe arttı iştahımız, yaradı haram lokmalar, faizli kebaplar, göbeğimiz balkon oldu, vicdanımız obez!

***

"Paylaş" dedi...

Duymazlığa geldik!

"Rabbena hep bana" dedik... Sadaka kutularına attığımız bozuk paralarla yetindik.

Zekâtı unuttuk fitreyi bile verirken titredi elimiz.

"Dünya malı dünyada kalır" diyenlere, baktık mal mal!

***

"Uyma" dedi.

Uyduk!

Şeytanla birlikte namusluları taşlama şirketi kurduk!

Her türlü sapkınlığa, zinaya, ahlaksızlığa meyil edip, sonra vicdanımızı rahatlatmak için dinde yeri olmayan kılıflar uydurduk.

***

"Yapma, gösterişe kaçma" dedi...

Yaptık!

Özel hayat şöyle dursun, ibadetimizde bile gösterişe kaçtık.

Allah rızası için yapılması gereken ne kadar ibadet ve hayır varsa, hepsini şova döndürdük.

Kâbe'den tavafları cep telefonundan canlı yayınladık. Safa ve Merve tepeleri arasında say yaparken, bir yandan da sosyal medyadaki paylaşımına gelen beğenileri saydık!

Gitmesek de "Hayırlı cumalar" mesajını göndermeyi aksatmadık.

***

"Oku" dedi, "Düşünmez misin?" dedi...

Okuduk ama anlamadık. Anladıklarımız da işimize gelmedi!

Düşünmek yerine verdik kiraya beynimizi, dini siyaset ve ticaret kapısı yapan vatan haini imamlardan, badeci şeyhlerden, kedici, jet-ski'ci, hocalardan medet umduk.

***

"Şükret" dedi.

Şükretmedik, ne verdiği sağlıklı nefese, ne ömre, ne de nimetlerine...

Şükretmediğimiz gibi değerini de bilmedik, bozuk para gibi harcadık bize nasip ettiği tüm güzellikleri, zenginlikleri...

Yalnız onları mı?

Sevgiyi, saygıyı, dostluğu, akrabalığı, komşuluğu, örf adet ve gelenekleri, paylaşma-yardımlaşma duygularını da israf ettik.

***

"Unutma" dedi...

Ne yazık ki, unuttuk...

Geldiğimiz yeri, gideceğimiz yeri, ölümü unuttuk...

Bak ezanlar okunuyor minarelerden ama kapanmışız evlerimize, camiye gitmeye korkuyoruz!

Cuma selaları yükseliyor kapıları kilitli camilerden!

Tavaf ederken bol bol selfiler yaptığımız o Kabe'de de bak kuşlardan başka kimseler yok artık!

Korona virüsünden korunmak için taktığımız şu maskeler, kolonya ve dezenfektanlar, bizleri nefsimize karşı da korusa keşke!

O da bulaşıcı!

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar