Yüksel Baysal

Gelinen noktada korona virüsle ilgili son durum ne?

31 Mart 2020 Salı, 20:51

Bazı arkadaşlar sitem etse de, korona virüs ve Bursa'daki durum konusunu en iyi bilen isimlerin başında CHP Bursa Milletvekili, Prof. Dr. Yüksel Özkan geliyor.

Prof. Dr. Özkan, geçmişte Türkiye'nin en önemli hastanelerinden birini yönetmenin deneyimi ile adım adım süreci takip etmenin yanı sıra bazı gelişmeleri çok önceden öngörerek uyarılarda bulundu, bulunmaya devam ediyor.

Hoca'nın önerilerinden bazıları dikate alındı, uygulanıyor.

Sürecin bu noktasında yeni bir ileti daha gönderdi.

İşte Prof. Dr. Özkan'ın saptamaları:

***

"Sayın Baysal,

Umarım iktidar ve ortağı, bu süreçte siyasi endişelerden uzak, toplum sağlığını önceleyerek bilimin emrettiklerini çok gecikmeli de olsa uygular. Başından beri Bilim Kurulu'nun oluşturulması çok doğru bir adım idi. Bilim Kurulu'nun tavsiyelerine bugüne kadar uyulmadı.

Umre ziyaretinden dönenlere ve diğer ülkelerden şüpheli girişlere istisnasız karantina uygulansaydı, ülkenin dört bir köşesine ve köylere bulaş olmazdı. Temasın engellenmesi ve karantina uygulamasının sağlıklı yapılamadığını televizyonlarda seyretmedik mi? Yaygın olarak test yapılacaktı? Bursa'da sadece İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Laboratuvarı'nda yapılıyor ve sonuçlar 3-5 günde çıkıyor. Halbuki, Bursa ve bölge nüfusuna bakarsak, en az 3-4 hastanede PCR tanı merkezi gerekir. Aslında bu alt yapı Bursa'da var, yeter ki Sağlık Bakanlığı izin versin.

Süreci başından beri izleyen bir hekim olarak, gecenin bir saatinde 'bulaş sayısı şu kadar, hayatını kaybedenlerin sayısı şu kadar' diye açıklama yapmanın yetmediğini, tüm eksikliklerin günlük takip ile giderilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum. Önümüzde ders almamız gereken dünya örnekleri vardı. Onları da sağlıklı uygulayamadık. Daha başlangıçta salgında bilimin emrettiği bu uygulamalar siyasi iradenin vereceği radikal kararlar ile istisnasız hayata geçirilmeliydi.

Tüm bu eksiklikler varken, her şeyi doğru yapıyorsunuz mu diyelim? Benim görevim çözüm için doğruları söylemek ve bunları da ilgililer ile paylaşmak. Yurt içi ve yurt dışından gelen şikayetler ve istekler nedeniyle Sağlık Bakan Yardımcımız Sayın Halil Eldemir ile günlerdir telefonla görüşüyorum. Daha bu gün şikayetler üzerine, özel sağlık kuruluşlarında COVID-19 pozitif nedeniyle yatan hastalarda iki tarafın da mağduriyet yaşamaması için faturalandırma işlemlerini sordum. Çözüm noktasında çalışmaları ve ilgisi için kendisine çok teşekkür ediyorum. Doğru yapılanları takdir ederken yanlışları da mutlaka söylemeliyiz. VIP Umre, VIP Cuma namazı uygulamasını eleştirmeyecekmişiz.

Kaldı ki VIP uygulaması inancımız ile de hiç bağdaşmamaktadır. İslam alimleri haykırıyor, İslamiyet'ten, yani Kur'an'dan uzak bir inanç yaratıldı diye.

'Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' bizi uçuracaktı? Fakat içinin boş, bunun aslında 'Tek Kişilik Keyfiyet Yönetimi' olduğunu, artık AK Parti yetkilileri, siyasi ortağı ve vatandaşlarımız da gördüler. O yüzden dikkat ederseniz iktidar siyasi sorumluluktan kaçmak için son zamanlarda süreçleri 'Hatay Valisi' yönetim modeli ile yönetmeye başladı. 'Tüm tarafları bu sürece dahil edin' uyarılarımıza rağmen yerelde hiçbir yöneticinin fikri alınmadı, akademik ve meslek odaları, sendikalar ve diğer muhataplar dışlandı. COVID-19 sürecini iktidar bugüne kadar merkezden yönetti ve yerel kriz merkezleri bile oluşturmadı. Son anda bir manevra ile valiliklerin yönetiminde kriz merkezleri oluşturmaya karar verdiler. Peki bugüne kadar bunu neden yapmadınız? İşte size 'Hatay Valisi' uygulamasının son örneği. Bir sorun olursa, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı'nın gece yarısı görevden alınması gibi pandemi yönetiminde birçok vali bu süreçte görevden alınırsa hiç şaşırmayacağız. Bu yerel kriz merkezlerinin yönetimlerine ilgili meslek odaları ve akademik odalar yine davet edilmediler. Neden?

Bir aydır bir hekim olarak neyin mücadelesini verdiğimi, bu konuda TBMM'deki çalışmalarımı yansıtan (TBMM'ye verdiğim soru önergelerini haber değeri olarak görerek) siz Sayın Baysal'ı takip etselerdi doğruyu ve yanlışı idrak ederlerdi. Gelinen noktada, doğru bir adım atılmasında küçük bir katkım olduysa o beni sadece bir hekim oluğum için mutlu eder. Arkadaşlar Corona virüs partili, partisiz, zengini, fakiri ayırt etmiyor. Dün itibarı ile TBMM'de birçok kişi, çaycısından, yemekhane çalışanına ve vekiline kadar karantinaya alındı. Sizlerden ricam bir gün de olsa, en azından bu süreçte objektif ve vicdanlı olun. Birilerine şirin görünmek veya bazılarının siyasi iç çekişmelerine malzeme olsun diye bilmediğiniz konularda yorum yapmayın lütfen. Sizlere tavsiyem köşe yazılarınıza ve yorumlarınıza taşıdığınız bu soruları, 'siyaseten kaçak oynayanlara' yani AK Parti Genel Merkez yöneticilerine, 'bu süreci neden böyle yürüttünüz' diye sorun, eğer cesaretiniz varsa tabii. Biz sağlık çalışanlarının, 'önce zarar verme' ilkesi ile eğitim aldığımızı ve bunun da bizlerin yaşam biçimimiz olduğunu anlayabilir misiniz bilmem. Ben önce bir insan, bir hekimim. Ettiğimiz yeminin gereği de, toplumumuzun sağlığı için hiçbir ayrım yapmaksızın çalışmaktır.

Neden evine ekmek götüremeyen, faturalarını ve kirasını ödeyemeyen, işsizin sıkıntısını, kepenk kapatan esnafı, geçim sıkıntısı içinde inim inim inleyen vatandaşı yazmıyorsunuz?

Corona virüs ile mücadele için İngiltere'nin 374 Milyar Euro, Fransa'nın 300 Milyar Euro, Almanya'nın 614 Milyar Euro kaynak ayırmalarına karşılık Türkiye'nin sadece 14.2 Milyar Euro kaynak ayırmasını neden yazmıyorsunuz?

Herkesin merakla beklediği Sayın Cumhurbaşkanının son konuşmasından ise salgın reçetesi olarak IBAN numarası çıkmıştır. Sosyal devlet anlayışı bu mu olmalıdır? Bunları 'siz' neden dile getirmekten çekiniyorsunuz?

Sayın Baysal, ben de 'evde kal' uyarısına uyuyorum. Fakat bir hekim olarak sorumluluğum gereği de bu süreçte bazen sağlık kuruluşlarına ziyaretlerde bulunacağım.

'Evde Kalın ve Sağlıklı Kalın' diyor ve tüm okuyucuları saygı ile selamlıyorum."

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar