Yüksel Baysal

Mimarlar Odası'nda üçüncü grup: Sadece Mimarlık Hareketi!

26 Aralık 2019 Perşembe, 23:02

11-12 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilecek Mimarlar Odası genel kuruluna ilişkin Şirin Rodop Şimşek ve Ömer Faruk Şahin'in yanı sıra üçüncü grup, Muhsin Kapuci'nin öncülük ettiği Sadece Mimarlık Hareketi olacak.

Bu grup sosyal medya üzerinden 23 Aralık tarihinde Mimarlar Odası'na sembolik bir ileti gönderdi.

Kişileri değil, odayı muhatap alan bu mektup, şimdiye kadar gördüğüm en ilginç çalışma yöntemlerinden biri oldu.

Biraz uzun da olsa mektubu bilginize sunmak istiyorum.

Hem üçüncü grubun bakış açısını yansıtmak hem de odaya ilişkin eleştirilerin içeriğini yansıtması açısından biraz uzun da olsa bu iletiyi özetleyerek bilginize sunmak istiyorum:

"Merhaba Oda;

Biz seni seven ama hiç tanışmadığın üyeleriz. Yazdıklarımızı okuduktan sonra bizim kim olduğumuzu merak edip isimlerimizi öğrenmek isteyeceksin, ama biz isimlerin oluşturduğu değil ortak fikirlerin bir araya getirdiği bir grubuz. Şimdiye kadar alıştığın tarzda; arkadaş grubu, ortak dünya görüşleri vb. sebeplerle birleşmedik. Mesleğini seven ve senin iyi yerde olmanı isteyen mimarlar olarak adlandırabilirsin bizi. Senin hakkında söz söylemenin 'odacı mimar' etiketine sahip olanların değil tüm üyelerin doğal hakkı olduğunu düşünüyoruz biz. Bu sebeple 'dost acı söyler' gerçeği gereği sana bazı eleştiriler getireceğiz. Alınmak yok dostuz. Bugüne kadar belli başlı azınlıklar tarafından yönetildin, seni sevenlerden, senden umutlu olanlardan hep uzak oldun. Benim adıma söylemler ürettin, ama bana hiç sormadın. Söyleme dönüşmesini istediğim sorunlarım vardı, beni hiç dinlemedin.

Kamu personeli olan mimarların meslektaşlarımız olduğunu unuttun, mimarlığın etki alanlarının tamamında var olmayı görev edinemedin.

Çalışma dönemi içinde birkaç güne sığdırdığın etkinliklere yetişmeye çalıştık. Kentin kültür ve sanat dinamikleri içinde kendine bir yer edinemedin.

Gücünü üyelerinin gücünden alman gerektiğini, üyelerin olmadan olamayacağın gerçeğini unuttun. "

***

İletinin bu bölümünde, bir grafik çıkarmış Sadece Mimarlık Hareketi...

Odadan gelen iletilerin yüzde 24'ü "vefat" haberi... Yüzde 14'ü bayram kutlaması... Yüzde 21'i etkinlik anımsatma iletisi-tekrarı... Yüzde 24'ü genel geçer durumlar... Yüzde 15'i eğitim ve etkinlik duyurusu...

***

Mektupta daha sonra şunlar yazılıyor:

"Dünya daha gelişmiş yöntemlerle iş üretme boyutuna geçerken, birçok meslek yok olup birçoğu oluşurken, sen kısır çekişmelerin içinde kalıp, mimarlık mesleğinin neredeyse gereksiz görülmesi seviyesine inmesine engel olamadın.

Bizler gündelik hayatımızda aidat ödeyerek birçok hizmet alıyoruz, sen aidatlarımızı ödemeyi aksatmamak için bile yeterli sebep oluşturamadın.

Genç mimarları yalnızca seçim dönemlerinde ulaşılan seçmenler olarak gördün, sorunların ve çözümlerin tespit edilmesinde birlikte çalışılacak meslektaşlar olarak görmeliydin. Sürekli aidat-mesleki denetim ödemesi eksiklerimi tehdit ile hatırlattın bana, ama mutlu olacağım haberler alamadım senden, ölürsem beni anacağından eminim ama beni ölmeden önce hatırlamalıydın.

Kapalı kapılar ardında yönetildin, senin için bir şeyler yapmak istediğimde 'oda bu konunun yeri değildir' dediler, seni bir yere konumlandırdılar, bunu sen bile bilemedin, özetle şeffaf ve tarafsız olamadın.

Mesleğimi icra ederken ekonomik, hukuki ve sosyal anlamda zorluklar yaşıyorum, bu durum mesleğimizin geleceğine de zarar vermekte, mesleğin önündeki engellerin kaldırılması senin görevindi. Mimarlar, mimarlık harici alanlarda iş bulmak zorunda kaldılar, onlar için çözümler üretmedin.

Mimarlık ortamını takip etmek için kullanmadığımız tek mecra sensin, halbuki sen bizsin. Çay bile ısmarlamadığın, ofisinde ağırlamadığın çok üyen var, halbuki sen bizimsin.

Bu iletişim ve etkileşim çağında; çalışma raporlarının zorunlu toplantılar, sıkıcı ziyaretler, artık okunmayan gazete kupürleri gibi detaylara nazaran daha başarılı içeriklere sahip olması zamanı gelmedi mi?

Ülkemizin, kentimizin siyasetini mimarlıkla ilişkili konular çerçevesinde elbette ki yapmalısın, ama bunu yaparken meslektaşlarının, mesleğin geldiği nokta sebebiyle kenti-ülkeyi terketmesine seyirci kalman bir tezat oluşturmuyor mu?

Sana çat kapı gelebilecek samimiyeti kurabilirsek eğer aramızda, belki sana oturmaya, belki sende sadece kitap okumaya, hatta inanır mısın ofisinde bazı çalışmalarımızı yapmaya bile gelebiliriz, bize bu imkanı sağlayabilirsin, neden olmasın? Çok oldu buluşmayalı, dertleşmeyeli, artık görüşmemiz gerekmiyor mu?

Biliyorum yalnızca yapmadıklarını konuştuk, belki de yaptığın ama görüşemediğimiz için anlatamadığın. Bana sitem ediyorsun, ama yaptıklarının yapmadıklarına oranı senin mesleki denetim istatistiklerinde mevcut. Başarı seviyeni zorunlu sebeplerin haricinde sana olan talep ile ölçebilirsin. Yazdıklarımı okuduğun süre boyunca hissettiğin ve seni her eleştirdiğimde dillendirdiğin görev alma ve yapıcı olma davetini kabul ediyorum. Senin için daha önce yapılmayanları tamamen yeni yüzlerle yapmaya adayız."

İleti "Seni Seviyoruz" diye bitiyor.

Karar sizin, bu kadar ilginç, değişik bir çağrı duydunuz mu?

MİMARLIKTA DEĞİŞİM HAREKETİ DE SAHAYA İNDİ!

İki gün önce Etkin Mimarlık Hareketi adına Şirin Rodoplu, ekibiyle birlikte adaylık açıklaması yapmıştı.

Dün de basının karşısına "Mimarlıkta Değişim Hareketi" çıktı.

Mimarlar Odası Başkanı ve yeni dönemin adayı Ömer Faruk Şahin, konuşmasına eski oda yönetimini eleştirerek başladı:

"İki yıl önce meslektaşlarımızın takdiri ile oda yönetimine geldiğimizde karşımızda farklı bir tablo vardı. İşlevini yitirmiş komiteler, bağları koparılmış temsilcilikler, genel merkez ile şube bütünlüğü ilişkilerinin zayıf olduğu, şehrin dinamiklerinden ve beklentilerinden uzaklaşmış bir oda vardı."

***

Başkan Şahin, bir konuda eski oda yönetiminin hakkını teslim etmekten geri kalmadı:

"Lakin bunun yanında kentsel dönüşüm süreçlerinde çok başarılı hareket etmiş, mücadelesini sürdürmüş, o gün başlattığı sürecin aslında ne kadar doğru olduğu bugün anlaşılan bir oda..."

***

İşte zurnanın zırt dediği yer burası...

Eğer Mimarlar Odası'nın açtığı o davalar olmasaydı, Bursa dikey olarak yükselmeye devam edecek, her yeri beton kaplayacaktı.

Bursa'nın vicdanı dediğim buydu.

***

Bu noktada üç sorum oldu Başkan Ömer Faruk Şahin'e:

1-"Geçmişte İnşaat Mühendisleri, Şehir Plancıları Odası ve Mimarlar Odası, şehrin sorunlarının çözümüne ilişkin birlikte hareket ediyorlardı. Diğer aday arkadaşınız 'Şehir Plancıları Odası ile iletişim kesildi' iddiasında bulundu. Ne diyorsunuz?"

Başkan Şahin, "İlk göreve geldiğimizde işbirliği için yazı gönderdik, gelen cevap olumsuzdu. Ancak şimdi ilişkilerimiz çok iyi" dedi.

***

2-"Bu iki yıl içinde herhangi bir dava açtınız mı?" soruma karşılık olarak da Şahin, "Biz majör işlere bakıyoruz. Kükürtlü olayında olduğu gibi Mimarlar Odası'nın bütün talepleri kabul edildi. Küçük parsellerle ilgili Şehir Plancıları dava açıyor. Zaten bu dönemde parsel bazında çok az değişiklik oluyor. Parsel bazında kentsel dönüşüm ise hiç yok" şeklinde yanıt verdi.

***

3-"TMMOB İl Koordinasyon Kurulu'na katılıyor musunuz? Akademik odalarla işbirliğiniz nasıl?" şeklindeki soruma ise "Hiçbir toplantıyı kaçırmıyoruz. İKK'nın Kent Raporu kitapçığına Kükürtlü Mahallesi kentsel dönüşümünü rapor olarak yazdık. İşbirliğimiz devam ediyor" dedi.

***

Gazeteci Nuri Yavuz'un "Yapı-Yaşam Fuarı neden devam etmedi?" sorusuna karşılık olarak Oda Başkanı Şahin, isim hakkını alan firmanın battığını, Bora Akçay ve Orhan Efe'yle görüşerek, adım attıklarını, bahar ayında fuarı yeniden yaşama geçireceklerini kaydetti.

***

Mimarlıkta Değişim Hareketi'nin Yönetim Kurulu adayları şu isimlerden oluştu: H. Aşkın Şencan, Nazlı Yılmaz Özşahin, Murat Emrah Saka, Özden Seçil Tülü, Ali İskeçeli, Fatih Tiryaki... Yedek üyeler de şunlar: Elçin Fatma Ergin, Mehmet Karaman, Onur Şiar Demir, Funda Bayram, Ayışığı Altunal, Hatice Elif Beytekin ve Seha Tosun...

Bu yazının dip notu: Basın toplantısında çok ilginç bir görüntü oluştu, dört kuşak Şahin ailesi oradaydı. En büyük Ensari Şahin, onun oğlu Necati Şahin'in oğlu aday Ömer Faruk Şahin ve son kuşak Ömer Faruk Şahin'in kızı Eva Şahin...

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar